<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><rss xmlns:atom='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' version='2.0'><channel><atom:id>tag:blogger.com,1999:blog-3620699782109165059</atom:id><lastBuildDate>Mon, 07 Dec 2009 03:10:05 +0000</lastBuildDate><title>E - Vakıf Kitap</title><description></description><link>http://e-vakifkitap.blogspot.com/</link><managingEditor>noreply@blogger.com (Vakıfçı)</managingEditor><generator>Blogger</generator><openSearch:totalResults>216</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-3620699782109165059.post-4195528302185241451</guid><pubDate>Mon, 22 Jun 2009 10:33:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-06-22T03:41:40.597-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>İvaz Paşa'nın Bursa Vakfiyesi</category><title>İVAZ PAŞA'NIN BURSA VAKFİYESİ</title><description>&lt;div align="center"&gt;1&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İvaz Paşa'nın Bursa Vakfıyesi *&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Giriş&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Bursa'nın kültür hayatına katkıda bulunan önemli şahsiyetlerden biri de Hacı İvaz Paşa'dır. Osmanlı Devleti'nin ikinci kuruluşunda(1) büyük rol oynayan Hacı İvaz Paşa(2), Tokat'ın eski adı Kazabad olan Kazova nahiyesinde doğmuştur. Bursa'ya gelmeden önce, o sıralarda Amasya Sancak Beyi olan Çelebi Mehmed'in maiyyetinde Tokat'ta 3.000 akçeli dirlik sahibi tımarlı bir sipahi(3) ve Kazâbad subaşısı idi(4). Zamanla Yıldırım'ın teveccühünü kazanmış ve kendisine Kocaeli Sancağı verilmiştir(5). Ankara savaşına tımarlı sipahî veya tımarlı sipahîlerin'mıntıka zâbiti olarak katılan Paşa, Rumeli'de Çelebi Mehmed ile kardeşi Musa Çelebi arasında cereyan eden taht mücadelesinin sonuna doğru Bursa subaşılığında bulunmuştur(6). Bu görevde iken Bursa'yı&lt;br /&gt;--------------------&lt;br /&gt;&lt;em&gt;* Yard. Doç. Dr., Uludağ Oniversitesi İlahiyat Fakültesi.&lt;br /&gt;(1) Bilindiği gibi Yıldırım'ın Timur'a yenilmesinin akabinde başlayan saltanat mücadelelerinden sonra Çelebi Mehmed'in Osmanlı birliğini tekrar sağlaması, devletin ikinci kuruluşu olarak kabul edilir. Aynca, bu dönemden sonra tahta geçen padişahlar Çelebi Mehmed'in neslinden geldiği için de o Osman Gazi'den sonra devletin ikinci kurucusu sayılmaktadır. bk. Danişmend, îsmail Hâmi, İzahlı Osmanlı Tarlh Kronolojisi, I, 168.&lt;br /&gt;(2) Danişmend, a.g.e., I, 168.&lt;br /&gt;(3) Kâzım Baykal'a göre İvaz Paşa, Hüdâvendigâr zamanında üçbin akçe yazılı tımar sipahilerinden iken doğruluğu sebebiyle padişahın dikkatini çektmiş ve pâye kazanmıştır. bk. Baykal, Kâzım, Bursa ve Amtları, s. 76.&lt;br /&gt;(4) Subaşı, Türk Medeniyetine dahil olan ülkelerde kullanılmış eski bir askerî ünvandır. Sü, eski Türkierde asker ve ordu manasına gelir. Subaşı, ordu komutanı demektir. Anadolu Selçukluları'nda eski önemini kaybederek komutandan sonra gelen kişi olmuş; tımarlı sipahîlerin vilâyet merkezlerindeki komutanına Subası denilmeye başlanmıştır. bk. Pakalın, Mehmet Zeki, Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, III, 259-262. &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;(5) Hasan Taib, Hâtırâ Yahud Mir'ât-ı Bursa, s. 24.&lt;br /&gt;(6) Ünver, A. Süheyi, Yesil Türbesi Mihrabı (824-1421), s. 8. Falih Rıfkı, Jvaz Paşa'nın Musa Çelebi zamamnda Bursa kale muhafızı olduğunu yazmaktadır. bk. Atay, Falih Rıfkı "Bursa'da Medfun Vüzerâ", s. 200. &lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620699782109165059-4195528302185241451?l=e-vakifkitap.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://e-vakifkitap.blogspot.com/2009/06/ivaz-pasanin-bursa-vakfiyesi_6799.html</link><author>noreply@blogger.com (Vakıfçı)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-3620699782109165059.post-15140974586341398</guid><pubDate>Mon, 22 Jun 2009 10:24:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-06-22T03:33:26.139-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>İvaz Paşa'nın Bursa Vakfiyesi</category><title>İVAZ PAŞA'NIN BURSA VAKFİYESİ</title><description>&lt;div align="center"&gt;2&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;muhasara aitma aian Karamanoğlu Meiımed Bey'e karşı şehri korumak için büyük bir mukavemet göstermiştir(7).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amasyalı Bayezid Paşa'nın beylerbeyi ve birinci vezir, Çandarlızâde îb-rahim Paşa'nın ikinci vezir olarak hizmet ettiği bu dönemde İvaz Paşa üçüncü vezirdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bayezid Paşa'nın Düzmece Mustafa olayında vefat etmesi üzerine İbrahim Paşa ile Hacı İvaz Paşa arasında başlayan nüfuz mücadelesine ulemâ sınıfından Molla Fenârî'nin de katüması, iki vezir arasmdaki rakabet dengesinin İvaz Paşa aleyhine bozulmasına sebep olmuş ve İvaz Paşa vezirlikten azledilerek gözlerine de mil çektirilmiştir (827/1424)(8).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gayretli, akıllı ve sanatkâr vezir geri kalan ömrünü Bursa'da geçirmiş; nihayet içlerinde Emir Sultan'ın da bulunduğu birçok kişinin yakalandığı taun salgınında 9 Zilkade 831 / 20 Ağustos 1428 tarihinde vefat etmiştir(9).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İvaz Paşa, sadece askerî ve siyasî başanlarıyla tanınan bir kişi değildi. Bursa'nm adının dünya çapında duyulmasını sağlayan Yeşil Cami ve Yeşil Türbe, bizzat İvaz Paşa'nın nezaretinde ve onun ülke dışından getirttiği sanatkârlar tarafından inşa ediimiştir(10). Çelebi Mehmed'in başmimarı olan İvaz Paşa, Bursa'da başka eserler de yaptırmıştır. Çelebi Mehmed vakıflarından olan Sultan Hanı'yla İpek Hanı'nı(11) o inşa ettirdiği gibi; kendi vakıflarından bugün mevcut olmayan Pâygâh adlı han da onun Bursa'daki eserlerindendir. Ayrıca o, Mustafa Çelebi'nin Bursa üzerine yürüdüğü sırada II.Murad tarafından yıktırılan Ulubad Köprüsü'nün de yeniden inşasına nezaret etmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İvaz Paşa'nın, Edirne'de kale içinde bir sarayı vardı. Buradaki eserleri arasinda şehre su getirmek amacıyla açtırdığı büyük kuyular da yer alıyordu. Ancak proje olarak önemli olmakla birlikte, kuyulara su çıkmaymca bu te-&lt;br /&gt;--------------------&lt;br /&gt;&lt;em&gt;(7) ÖZCAN, Abdülkadir, "Hacı İvaz Paşa (831-1428)", TDVİA, İstanbul 1996, XIV, 485-486.&lt;br /&gt;(8) Hoca Sadeddin, İvaz Paşa'nın hıyanet ile itham edildiğini yazmaktadır. Bk. Hoca Sadeddin, Tâcu't-tevârih, I, 319.&lt;br /&gt;(9) İvaz Paşa'nın vefat tarihi, kabir taşındaki bir rakamın farklı okunması sebebiyle, eski kaynaklarda 832/1429 olarak geçmektedir. bk. Mehmed Neşrî, Kitab-ı cihan-nümâ (Neşrî,) II, 609; Tâcu't-tevârih, I, 345; Solakzâde Mehmed, Solakzâde Tarihi (Solakzâde) s. 163; İsmail Beliğ, Güldeste-i Riyâz-ı İrfân, (Güldeste), s. 65; Abdullatif Gazzîzâde, Hülâsatü'î-Vefeyât (Gazzîzâde), s. 6; Sonradan kabir taşı üzerinde yapılan araştırmalardan -şayet hatalı yazılmadıysa- Paşa'nm vefat tarihinin yukarıda belirttiğimiz gibi 9 Zilkâde 831 olduğu anlaşılmaktadır. bk. Kunter, Halim Bâkî, "Kitâbelermiz I", VD, II, s. 439-440; Uzunçarşılı, İ.H., "Hacı İvaz Paşa'ya Dair", s.34; Gökbilgin, M. Tayyib, Osmanlı Müesseseleri Teskilâtı ve Medeniyeti Tarihine Genel Bakış, s. 81.&lt;br /&gt;(10) Yeşil Külliyesi'nin tezyinat işlerinde çalışan Nakkaş İlyas oğlu Ali, Tebrizli Ahmed oğlu Hacı Ali ve çinilerini yapan Mecnûn Mehmed bunlardandır. bk. Ünver, A. Süheyl, Yesil Türbesi Mihrabı (824-1421), s. 10.&lt;br /&gt;(11) Sultan Hanı'nı İvaz Paşa kendi mahndan yaptırmış ve Çelebi Mehmed evkafına hediye etmiştir. Bu sebeple hanın diğer bir ismi Hacı İvaz Hanı'dır. İvaz Paşa'nın Çelebi Mehmed döneminde padişah mimarı olduğu hatırlanacak olursa, İpek Hanı'nın da Paşa'nın nezaretinde inşa edildiği tahmin edilebilir. bk. Baykal, a.g.e., s. 76; Pay, Salih, "Baş Mimar İvaz Paşa", Bir Masaldı Bursa, s. 184. &lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620699782109165059-15140974586341398?l=e-vakifkitap.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://e-vakifkitap.blogspot.com/2009/06/ivaz-pasanin-bursa-vakfiyesi_9855.html</link><author>noreply@blogger.com (Vakıfçı)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-3620699782109165059.post-1840093863011417179</guid><pubDate>Mon, 22 Jun 2009 10:08:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-06-22T03:23:51.073-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>İvaz Paşa'nın Bursa Vakfiyesi</category><title>İVAZ PAŞA'NIN BURSA VAKFİYESİ</title><description>&lt;div align="center"&gt;3&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;şebbüsten vazgeçilmiştir(12). Nihayet İvaz Paşa, Dimetoka'daki Çelebi Sultan Mehmed Camii'nin de mimarıdır(13).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;I. İvaz Paşa'nın Vakfiyeleri&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;İvaz Paşa'nın vakfıyesi bilinen vakıf müesseseleri Tokat ve Bursa şehirlerindedir. Uzunçarşılı, İvaz Paşa'nm, Tokat eserleri için üç, Bursa eserleri için de bir adet olmak üzere toplam dört adet vakfiye düzenlettiğini bildirir(14). Ancak bu sayıya, Vakıfkar Genel Müdürlüğü'ndeki bir bilgiyi de eklediğimizde, İvaz Paşa'nın düzenlettiği vakfıye sayısı beşe ulaşmaktadır. Sözkonusu vakfıyeler şunlardır:&lt;br /&gt;A. İvaz Paşa'nın Subaşı iken Tokat'ın Sulu sokağında yaptırdığı cami ve medreseye ait olan 810/1407 tarihli vakfiye(15),&lt;br /&gt;B. Yine Tokat'taki hayrâtına ait başka bir vakfıye(16),&lt;br /&gt;C. Beyobası'ndaki zâviye ve medresesine ait olan 827/1424 tarihli vakfiye(17),&lt;br /&gt;D. İnegöl'deki hayrâtı ile ilgili vakfiye18,&lt;br /&gt;E. Çalışmamızın konusunu teşkil eden ve Bursa hayrâtı ile ilgili olan 830/1427 tarihli vakfiye.&lt;br /&gt;--------------------&lt;br /&gt;(12) Kepecioğlu, Kâmil, Bursa Kütüğü, I, 337.&lt;br /&gt;(13) Ayverdi, Ekrem Hakkı, Osmanlı Mimarisinde Çelebi Mehmedve H.Sultan Murad Devri, II, 141 ve 150; Sönmez, Zeki, "Hacı İvazPaşa (831-1428), TDVİA, XIV, 487.&lt;br /&gt;(14) Uzunçarşılı, a.g.m., s. 42.&lt;br /&gt;(15) Uzunçarşılı, vakfıyenin nerede olduğu hakkında bilgi vermemektedir. Bk. Uzunçarşıh, a.g.m., s. 42.&lt;br /&gt;(16) Uzunçarşılı, bu vakfiyenin de nerede olduğu hakkında bilgi vermemektedir. Bk. Uzunçarşıh, a.g.m., s. 42.&lt;br /&gt;(17) Bıı vakfiyenin tercümesi ve tıpkı basırnı için bk. Uzunçarşıh, a.g.nt, s. 42-58. İvaz Paşa'nın Tokat'taki vakıflarına ait bir değerlendirme için bk. YÜKSEL, Ilasan, "Hacı İvaz Paşa'nın Vakıfları", Türk Yurdu, Aralık 1999-Ocak 2000 Ankara, c.XIX-XX, sy. 148-149, s. 277- 282.&lt;br /&gt;(18) Gazzîzâde, İvaz Paşa'nın Bursa hayratına İnegölde mektep, İnegöl ile Bursa arasında bir han ve çeşmeyi de ilâve etmektedir (bk. Gazzîzâde, s. 6). Uzunçarşılı da aynı kaynağa dayanarak bu hayrattan söz etmektedir (bk. Uzunçarşılı, a.g.m., s. 49). îvaz Paşa'nm Bursa hayratını ihtiva eden VGMA'ndeki vakfıye suretinde şöyle özet bir başlık vardır: "Sadr-ı Esbak İvaz Paşa'nın İnegöl Kazasma muzaf mekteb ve Bursa Kazasma mülhak Dere Kızık karyelerinde kâin caıni-i şerifı vakfı 14 Zilhicce 1312/1895 tarihinde sâdır olan irâde-i 'aliyye mûcibince kaydolunmuştur". Bu ifadenin altında, vakfıye suretinin aslından nakledildiğine dair Anadolu Kazaskeri Kemaleddin Mehmed b. Ahmed'in onayı vardır. Buraya çıkartılan vakfıye sureti ise, Paşa'nm Bursa'da Kapalı Çarşı civarmda bulunan medrese, mescid, han ve çarşı ile ilgilidir. Özet başlıkta geçen İnegöl'deki mektep, han ve çeşmeye herhangi bir atıfta bulunulmamaktadır (bk. Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi, Defter no: 591, s. 191). Ancak, bu başlıktan hareketle İvaz Paşa'nın İnegöl'deki hayrâtı için de müstakil bir vakfiye tanzim ettirmiş olacağı anlaşılıyor. Bu konuyu açıkhğa kavuşturacak yeterli bilgi ne yazık ki yoktur. Mevcut bilgilere kaynak teşkil edenler dışında ne sicillerde, ne de muhasebe defterlerinde bu eserlerle ilgili herhangi bir belgeye rastlanmamıştır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620699782109165059-1840093863011417179?l=e-vakifkitap.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://e-vakifkitap.blogspot.com/2009/06/ivaz-pasanin-bursa-vakfiyesi_6196.html</link><author>noreply@blogger.com (Vakıfçı)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-3620699782109165059.post-6282856608200287707</guid><pubDate>Mon, 22 Jun 2009 08:25:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-06-22T01:32:40.467-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>İvaz Paşa'nın Bursa Vakfiyesi</category><title>İVAZ PAŞA'NIN BURSA VAKFİYESİ</title><description>&lt;div align="center"&gt;4&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;II. İvaz Paşa'nm Bursa Vakfîyesi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;İvaz Paşa'nın Bursa'daki eserleri için tanzim ettirdiği vakfiye, vefatından yaklaşık bir buçuk yıl kadar önce, 1 C. evvel 830/28 Şubat 1427 tarihini taşımaktadır. Söz konusu vakfıyeye göre Paşa, Bursa'da mescid, medrese, mektep, türbe, han ve çarşı yaptırmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orijinali elde edilemeyen(19) vakfıyenin tesbit edileblien üç sûreti vardır. Bunlar sırasıyla 960/155320, 962/155521 ve 1312/189522 yıllarında vakfiyenin aslından çıkartılmış sûretlerdir. Araştırmada kullanılan son iki sûret arasında ifade, uslûp ve muhteva itibariyle (Medrese'de kalacak öğrencilerle ilgili bir cümlelik ifade hariç) istinsah hatası sayılabilecek olanların dışmda kayda değer bir farklılık yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arapça olarak kaleme alınan ve yayınlanmış bir tercümesi bulunmayan vakfiyeyi(23) şu şekilde bölümlere ayırınak mümkündür:&lt;br /&gt;A. Hamd ve salâvât, dünyanın faniliği, âhiretin ebedîliği ve vakıf yapmanın önemiyle ilgili ifadeler ve dua cümleleri,&lt;br /&gt;B. Tesis ediien eserler yani hayrât,&lt;br /&gt;C. Hayrât için vakfedilen eserler, gelir kaynakları yani akarât,&lt;br /&gt;D. Müessesenin hayatiyetini devam ettirecek ve gerekli hizmetleri yerine getirecek personel,&lt;br /&gt;E. Bütün ayrıntılan ve öncelikleriyle birlikte yapıiacak harcamalar, masrafât,&lt;br /&gt;F. Müessesenin yönetimi ile ilgili genel prensipler,&lt;br /&gt;G. Kurulu düzeni değiştirme veya iptal etme gibi olumsuzlukları önlemeye yönelik beddua cümleleri,&lt;br /&gt;H. Vakfiyenin resmiyet kazanması (tescili) ve şahitler. Bu bölümler çerçevesinde vakfıyenin muhtevası özetle tercüme ve sistematize edilecek; dipnotlarla da gerekli açıklamalar yapılacaktır.&lt;br /&gt;--------------------&lt;br /&gt;&lt;em&gt;(19) Vakfıyenin orijinâli, muhtemelen 1958 yılında meydana gelen Kapalı Çarşı yangınında yanmıştır. Bursa'daki vakfıyelerin orijinalleri 1945 yılına kadar Bursa Şeri'yye Sicilleri ile birlikte muhafaza edilmiştir. Sözkonusu tarihte, sicillerin Bursa Arkeoloji Müzesi'ne devredilmesiyle, vakıflara ait muhasebe defterleri ve vakıfların orijinal vakfıyeleri, sicillerden alınarak Vakıflar Baş Kâtibi Hilmi Bey tarafından vakıflar binasında muhafaza edilmeye başlanmıştır. Fakat 1958 Kapalı Çarşı yangını, Evkaf Dairesi'nin de bu değerli belgelerlerle birlikte yanmasına sebep olmuştur. bk. Baykal, a.g.e., s. 5.&lt;br /&gt;(20) Bursa Vakıflar Bölge Müdürlüğü, Evkaf Dairesi Defter no: 52, s. 15. Bu sûret, 1958 Kapalı Çarşı yangınında yanmıştır. bk. Ayverdi, a.g.e., II, 289.&lt;br /&gt;(21) B.Ş.S., C 1/53, 15 a-18 b, 962/1555.&lt;br /&gt;(22) VGMA, Defter no: 591, s. 191-195.&lt;br /&gt;(23) Vakfıyenin giriş ve dua cümleleri ile âyet ve hadisler dışındaki bölümleri, 1940 yıhnda Vakıflar Genel Müdürlüğü mütercimlerinden Abdullah Tanrıkulu, Refık Şalh ve Ali S. Yücesoy'dan oluşan bir komisyon tarafından tercüme edilmiştir. bk. VGMA, Vakfiye Tercümeleri Defteri, No: 1766, s.182-191. &lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620699782109165059-6282856608200287707?l=e-vakifkitap.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://e-vakifkitap.blogspot.com/2009/06/ivaz-pasanin-bursa-vakfiyesi_5008.html</link><author>noreply@blogger.com (Vakıfçı)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-3620699782109165059.post-3164293630026300267</guid><pubDate>Mon, 22 Jun 2009 08:22:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-06-22T01:23:43.727-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>İvaz Paşa'nın Bursa Vakfiyesi</category><title>İVAZ PAŞA'NIN BURSA VAKFİYESİ</title><description>&lt;div align="center"&gt;5&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;A. Dua&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Allah'a hamd ve şükür, Hz. Peygamber'e ve onun âl ve ashâbına salât ve selâm olsun. Dünya gurur yeridir, surûr yeri değildir. Ebedî olan âhiret hayatıdır. înfak etmek, ebedî hayat için azık depolamak anlamına gelir. Bir infak türü olan vakfın da hem dünya hem âhiret için faydaları vardır. Nitekim hayır ve vakıf işlerine temel olmak üzere Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur. "Â-demoğlu öldüğünde ameli kesilir, ancak üç yolla devam eder: Başkasma fayda veren ilim, kendisine dua eden sâlih evlât ve sadaka-i câriye".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük emir, âlim ve fâzılların hâmisi, garip ve zayıfların sığınağı, lûtuf ve ihsanı geniş, insan türünün hülâsası olan ve parmakla gösterilen "Sadr-ı Muazzam ve Düstûr-i Mufahham Ebu'l-Berekât İmâdü'd-devle ve'd-dîn Hacı İvaz Paşa b. Sadr-ı Kebîr Ahî Bayezid b. İvaz" idrâk etti ki, "insanm yediği yok olur, giydiği eskir; fakat hayra sarfettiği baki kalır". Cenâb-ı Hakk'a yaklaşmak ve rızasını kazanmak, ağır azabmdan kaçmak ve bol sevabına nail olmak için en sadık bir niyet ve en temiz bir yürekle bazı mallarını fîsebîlillah vakfetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;B. Hayrât&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hacı İvaz Paşa'nın bu çerçevede yaptırdığı ve imâdiye adı verdiği (1) mescidi(24) ile yine aynı ismi taşıyan (2) medresesi(25) vardır. Medrese, müderris ve talebenin toplanıp ilim müzakeresinde (tedris ve tederrüs) bulunacağı dershane ile yine aynı amaçla kullanılacak iki küçük sofayı ve dershane ile&lt;br /&gt;--------------------&lt;br /&gt;&lt;em&gt;(24) İmadiye Mescidi'ne, bazen vâkıfına nisbetle "İvaz Paşa Mescidi", bazen de çevresindeki çarşı veya alana nisbetle "Kazzazhâne Mescidi" yahut Tavuk Pazarı (Decace Sûku) Mescidi denilmiştir. Bk. TSA, D 1536, 1017/1608; BŞS., B 122/336, 115 a, 1175/1761; B 230/458, 4 b, 1203/1788; B 322/568, 5 a, 1232/1816. Uzunçarşılı, mescid ve medresenin Tuz Pazarı'nda bulunduğunu belirtmektedir. bk. Uzunçarşılı, a.g.m., s. 49. 1052/1642 yılına kadar günlük ibadetler için hizmet veren mescid, bu tarihte, yakın bir yerde cuma namazının kılınabileceği başka bir cami olmaması gerekçesiyle, Seyyid Mehmed Efendi'nin vakfettiği bir minber ile camiye dönüştürülmüştür. Kaynaklar, XVII. yy'da Bursa'da çok sayıda mescidin camiye dönüştürüldüğünü haber vermektedir. Bk. B.Ş.S., C 3/265, 3b, 1052/1642, Kepecioğlu, a.g.e., II, 362; Ayverdi, a.g.e., II, 291. 1958'de meydana gelen Kapalı Çarşı yangmında tamamen harap olan mescit, 1970 yılında, Eski Eserleri Sevenler Kurumu'nun öncülüğünde temellerine kadar inilerek yeniden inşa edilmiştir. Bk. Bk. Baykal, a.g.e., s. "Kitabın ilk baskısından sonra (1950) yapılan onarım ve yok olma değişikliklerinin listesidir" bölümünde sayfa 75'ya ilişkin açıklama.(25) Tavuk Pazan'nda İmadiye Mescidi'nin kuzeyinde inşa edilmiştir. Mescid gibi, zaman içinde farklı isimlerle anılan medreseye vâkıfına nisbetle İvaz Paşa Medresesi, yanındaki çarşıya nisbetle de Kazzazhâne Medresesi denilmiştir. Bk. BŞS, A 39/44, 28 a, 949/1542; A 73/82, 158 a, 968/1560; A 143/170, 227 a, 995/1586; A 153/201, 156 a, 1007/1598; B 140/355, 1 b, 1088/1677; TSA, D 1536, 1016/1607. 1322/1904 yılında faal rnedreseler arasında yer alan bu medresenin son onarımı, vakfın son mütevelliyesi Fatma Hanım zamanında 1323/1905 yılında yaptırılmıştır. Bk. Hasan Taib, a.g.e., s. 24. Kepecioğlu, tarih vermek-sizin, medresenin yıkıldığını belirtmektedir. Bk. Kepecioğlu, a.g.e., II, 364. &lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620699782109165059-3164293630026300267?l=e-vakifkitap.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://e-vakifkitap.blogspot.com/2009/06/ivaz-pasanin-bursa-vakfiyesi_244.html</link><author>noreply@blogger.com (Vakıfçı)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-3620699782109165059.post-3173351742653265722</guid><pubDate>Fri, 19 Jun 2009 07:55:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-06-19T01:10:29.648-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>İvaz Paşa'nın Bursa Vakfiyesi</category><title>İVAZ PAŞA'NIN BURSA VAKFİYESİ</title><description>&lt;div align="center"&gt;6&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sofalara bitişik on dört hücreyi(26) ihtiva eder. Mescid ve medresenin her ikisi de Bursa'nın dışında bulunmaktadır. Vâkıf mescidi, içinde devamlı beş vakit namaz kılınmaya, medreseyi de tefakkuh etmek isteyen, ifade ve istifade, talim ve teallümle iştigal edecek olan salih ve ilmiyle âmil zevatın burada oturup tefsir, hadis, usul ve furû gibi ulûm-ı şer'iyyeyi ve ulûm-ı şer'iyye kendisine dayanan lügat, sarf, nahiv, meânî, beyan ve saireden ibaret ulûm-i edebiyyeyi tahsil etsinler diye vakfetmiştir. Ayrıca vâkıf mescid ve medresenin kendi (3) türbesi(27) ile vaüdesinin türbesine(28) devam edecek olan kıraat ve tecvid ehlinin ve yetim çocukları okutmak için yaptırdığı (4) dâru't-ta'lîm'm(29) yararına olmak üzere tasarruf ve mülkiyetinde bulunan akarâtının bütününü de fîsebilillâh vakfetmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;C. Akarât&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Vakfedilen akârat şunlardır:&lt;br /&gt;l. Saraçlar çarşısındaki kelleci dükkânı (hânût) ile birbirine bitişik beş dükkân ki doğusundan Hacı İskender ve Karaca Ali vakıflarına sımrdır.&lt;br /&gt;2. Adı geçen beş dükkânın karşısındaki birbirine bitişik dükkânlar ki batıdan Sultan Mehmed Vakfı'na sınırdır.&lt;br /&gt;3. İmadiye mescidinin ön tarafında bulunan on sekiz dükkân ki doğudan Sultan Mehmed Vakfı'na sınırdır.&lt;br /&gt;4. Kanare (kasap) adı verilen dükkân ile her biri diğerine bitişik dört diikkân ki bunlar batı ve kuzeyden Bahaeddin kızı Hacı Ayşe Hatun mülkü ile sınırlanmışlardır.&lt;br /&gt;5. Her biri diğerine bitişik dört dükkân ki bunların hepsinin hududıı batıdan Yeni Hamam ve kuzeyden Sultan Mehmed Vakfı'dır.&lt;br /&gt;6. Diğer bir dükkân ve birbirine bitişik odalar (hucerât) ile birlikte hoyacı dükkâm ki güney ve doğu taraflarmdan vâkıfın vakfına giden yol ve kuzeyden Mehmed oğlu Hacı Murad'ın mülkü ile çevrelenmiştir.&lt;br /&gt;--------------------&lt;br /&gt;&lt;em&gt;(26) İvaz Paşa Medresesi'nin yapıldığı dönemde, önde gelen gelen bazı Bursa medreselerinin oda sayısı şöyledir: Yıldırım: 20, Hüdâvendigâr:17, Manastır:15, Muradiye: 14, Sultaniye:13. Bu durumda İvaz Paşa Medresesi'nin on dört odasıyla, o dönemde Bursa'da bulunan medreseler arasında önemli bir mevkiye sahip olduğu söylenebilir. Bk. Pay, Salih, Bursa Ivaz Paşa Külliyesi, s. 59.&lt;br /&gt;(27) Türbe, Pınarbaşı mezarlığının güney-doğusundaki Kuzgunluk mevkiinde, İvaz Paşa Caddesi'nin girişindedir. 1964 yılında Eski Eserleri Sevenler Kurumu tarafından, anıt mezar olarak yeniden inşa edilmiştir. Bk. Baykal, a.g.e., s. "Kitabın ilk baskısından sonra (1950) yapılan onarım ve yok olma değişikliklerinin listesidir" bölümünde sayfa 75'e ilişkin açıklama.&lt;br /&gt;(28) Vakfıye dışındaki kaynaklarda bu türbe hakkmda bilgi bulunmamaktadır. Bk. Pay, Salih, Bursa İvaz Paşa Külliyesi, s. 62.&lt;br /&gt;(29) Sicillerde "İvaz Paşa Mu'allimhânesi", muhasebe kayıtlarmda ise "mekteb" olarak isimlendirilmiştir. Bk. BŞS, A 35/35, 232 b, 934/1527; B 136/351, 62 a, 1008/1599; TSA, D 3636/3, 1041/1631; TSA, D 3636/4, 1049/1639. &lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620699782109165059-3173351742653265722?l=e-vakifkitap.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://e-vakifkitap.blogspot.com/2009/06/ivaz-pasanin-bursa-vakfiyesi_19.html</link><author>noreply@blogger.com (Vakıfçı)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-3620699782109165059.post-2357485253474939529</guid><pubDate>Fri, 19 Jun 2009 06:49:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-06-19T00:51:00.500-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>İvaz Paşa'nın Bursa Vakfiyesi</category><title>İVAZ PAŞA'NIN BURSA VAKFİYESİ</title><description>&lt;div align="center"&gt;7&lt;br /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;7. Bayezid Bedesteni'nin yanmda îmadiye(30? adı verilen çarşı ki, bu, Marangozlar çarşısmdan Sof Pazarı yoluna varıncaya kadar birbirine bitişik seksen dükkânı ihtiva eder ve kıyas kabul etmez bir şöhrete sahiptir.&lt;br /&gt;8. Avlusu ile birlikte Pâygâh(31) namıyla meşhur olan ahır (ıstabl).&lt;br /&gt;9. Kendisine bitişik arazi ve bahçe (hadika) ile birlikte İmadiye Medresesi'nin yanındaki evler.&lt;br /&gt;10. Kendüerine bitişik 2 dükkânla birlikte evler.&lt;br /&gt;11. Hacı İsmail bin Tekcik mahallesindeki evler. Kuzeyi Hacı İsmail Mescidi Vakfı ile sınırdır.&lt;br /&gt;12. Marangozlar çarşısının arkasında bulunan 2 ev (beyt) ile yine buradaki bir parça arazi.&lt;br /&gt;13. Merhume Daye Hatun Zaviyesi yakınındaki bir bahçe. Kuzeyinden İvaz Paşa Vakfı'na sınırdır.&lt;br /&gt;14. Diğer bir parça arazi ki, bu vâkıfın evinde yer alan ve mezkûr mescid ile medresenin yararına vakfedilmiş olan 5 evin bedeli sayılmıştır.&lt;br /&gt;15. Merhum Hasan Paşa'ya ait harap hanm alt tarafmda bulunan sebzelik (mebkale).&lt;br /&gt;16. Haydar Bey Bahçesi yakımndaki iki parça arazi.&lt;br /&gt;17. Şehir haricinde Kızık köyündeki bağ (kürüm).&lt;br /&gt;18. Bursa'ya tabi Fidye(32) ve Kızık(33) denilen mezra.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;--------------------&lt;br /&gt;&lt;em&gt;(30) Belgelerde "İmadiye" adı kullanılmamaktadır. Muhasebe defterlerinde genellikle "Kazzazîn" (bk. BŞS, A 73/82, 158 a, 968/1560), diğer belgelerde ise "Kazzazhâne Çarşısı" (bk. BŞS, A 143/170, 227 a, 995/1586) ve "Kökçüler Çarşısı" (bk. BŞS, B 50/244, 97 b, 1039/1629) şeklinde geçmektedir. Muhtemelen kurulduğu alanın genişliği sebebiyle bir süre "Büyük Çarşı" (bk. BŞS, B 146/361, 85 a, 1049/1639) olarak da anılmıştır. İvaz Paşa Çarşısı, Yıldırım Bedesteni'nin kuzeyinde olup batıdan İvaz Paşa Mescidi'ne, doğudan ise Pâygâh'a komşudur. Bk. BŞS. A 144/172, 204 b, 995/1587; B 146/361, 72 a, 1049/1640.&lt;br /&gt;(31) İvaz Paşa tarafmdan yaptırılıp Çelebi Mehmed vakfına hibe edilen Geyve Hanı'nın bitişiğinde yer alan Pâygâh, doğusundan Hasan Paşa Hanı, kuzeyinden yol ve batısından da İvaz Paşa Çarşısı'yla çevrelenmiştir (bk. BŞS, A 144/172, 11 b, 995/1586). Önceleri "Istabl" (bk. BŞS, A 25/28, 409 a, 925/1519; A 108/127, 130 b, 983/1573) olarak isimlendirilen hana zamanla "Han-ı Cedîd" ismi kullanılmaya başlanmış ve bu isimlendirme XVII. yüzyıl süresince devam etmiştir. Bk. TSA, D 1536, 1016/1607; TSA, D 1536, 1017/1608; TSA, D 1536, 1016/1607; TSA, D 3636/4, 1049/1639). Son zamanlarda ise "Sandıkçılar Hanı" (bk. BŞS, B 328/575, 66 a, 1231-1234/1815-1818) ve "Ütücüler Hanı" (bk. Koyunluoğlu, a.g.e., s. 123) adıyla da anılmıştır.&lt;br /&gt;Pâygâh'm alt katmda mahzenler, tuvaletler ve ahır; üst katmda ise kırk oda bulunmaktadır. Odaların üzeri kubbeli olup, hamn orta yeri açıktır. Bk. BŞS, A 144/172, 11 b, 995/1586; A 144/172, 204 b, 995/1586; A 25/28, 409 a, 925/1519; B 49/243, 33 b, 1038/1628. Bugün söz konusu handan geriye sadece bir kemer kalmış olup yerinde de "Ü-tücüler Pasajı" adını taşıyan yeni bir bina bulunmaktadır. Bk. Pay, a.g.e., s. 67.&lt;br /&gt;(32) Bursa-İnegöl yolu üzerinde ve Uludağ'ın eteğinde yer alan bir köydür. 1325/1907 tarihli Bursa Salnamesi'de, 109 haneli bir köy olarak kaydedilmiştir BVS. , s. 204. 928/1521 tarihli Tapu Tahrir Defteri'ndeki bilgilere göre, köy mirî arazidir ve Bursa subaşılarına tımar olarak verilmiştir. İvaz Paşa'dan önce Nayib Ali'nin tasarrufunda bulunması sebebiyle "Nayib Kızığı" diye meşhur olduğu ve Hüdâvendigâr zamanında (1362-1389) önce tımar, daha son-&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620699782109165059-2357485253474939529?l=e-vakifkitap.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://e-vakifkitap.blogspot.com/2009/06/ivaz-pasanin-bursa-vakfiyesi_5944.html</link><author>noreply@blogger.com (Vakıfçı)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-3620699782109165059.post-7868597166382746775</guid><pubDate>Fri, 19 Jun 2009 06:31:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-06-19T00:51:57.533-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>İvaz Paşa'nın Bursa Vakfiyesi</category><title>İVAZ PAŞA'NIN BURSA VAKFİYESİ</title><description>&lt;div align="center"&gt;8&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;19. İnegöl'e tabi Nüket Lala Çiftliği(34) namıyla maruf köy.&lt;br /&gt;20. Kulaca köyü(35) arazisinden diğer bir parça arazi ki, bu, vâkıfa büyük atası neslinden Süleyman Bey b. Savcı Bey'den intikal etmiştir.&lt;br /&gt;21. İnegöl çevresinde bulunan vâkıfın vakfına bitişik Maslak Gözü(?)(36) diye meşhur mezra.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;D. Personel&lt;br /&gt;1. Yönetim ve Denetim Elemanları&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;a) Denetim Elemanları:&lt;/strong&gt; Hacı İvaz Paşa, vakfın denetimini (nezâret) sağ oldukça kendisine, öldükten sonra nesli içinde aslah olanlara, neslinin inkırazından sonra kardeşleri Hacı Şerefüddin Şeyh Çırağ Bey ile Hacı Hayreddin Hızır Beyin evlâdlarının aslah olanlarına ve bunların da inkırazından sonra kendi azatlılarının aslahma şart kıldı. Bunların inkırazından sonra ise nâzır, şehrin kadısı olacaktır.&lt;br /&gt;--------------------&lt;br /&gt;&lt;em&gt;ra da mülk olarak İvaz Paşa'ya verildiği yine aynı kaynaktan anlaşılmaktadır. Bk. Barkan, Ö.L.-Enver Meriçli, HLTD., s. 57.&lt;br /&gt;(33) "Kızık" mezrası muhasebe defterlerinde "Dere Kızık" ismiyla geçmektedir (bk. BŞS., A 64/69, 192 a-b, 960/1553; C 108/680, 29 b, 1295/1878). Bursa-İnegöl yolu üzerinde, Ulu-dağ'ın eteğinde bulunmaktadır. Fidye Kızık köyü gibi, Bursa'ya subaşı olanlara tımar olarak verilmekte iken İvaz Paşa'ya önce tımar, bilâhare de mülk olarak verilmiş ve onun tarafından vakfedilmiştir. Tapu Tahrir Defteri'ndeki kayıtlara göre, bir ara vakıf arazisi olmaktan çıkartılan köy, daha sonra tekrar vakfa geri verilmiştir. Bk. Barkan-Meriçli, HLTD, s. 58.&lt;br /&gt;(34) Bu köyün ismi belgelerde farklı şekillerde yer almış; 1235/1819 tarihli bir belgede "Yiğit Baba" (bk. B.Ş.S., B 311/551, 7 b, 1235/1819); 1248/1832 tarihli bir belgede "Yiğit" (bk. B.Ş.S., B 307/547, 75 a, 1248/1832) ve 1254/1838 tarihli diğer bir belgede ise "Yiğit Lala" (bk. B.Ş.S., B 351/563, 17 a, 1254/1838) şeklinde zikrediimiştir. Gerek Tapu Tahrir Defteri'nde "Nik-Dih Baba" (bk. Barkan-Meriçli, HLTD., s. 113), gerekse vakfıye sûretinde "Nüket Lala" şeklinde yazılmış olması muhtemelen hatalı okumadan kaynaklanmış olmalıdır. Kanaatimizce köyün ismi yukarıdaki belgelerde ortak olarak zikredilen "Yiğit" olmalıdır. Ancak zaman zaman "Yiğit Baba" ya da "Yiğit Lala" şeklinde kullanılmştır. Yiğit Lala köyü inegöl'e bağlıdır. Daha önce zikredilenler gibi, burası da İvaz Paşa'ya önce tımar olarak, bilâhare de mülk olarak verilmiştir. Bk. Barkan-Meriçli, HLTD., s. 113.&lt;br /&gt;(35) Bu yer, vakfiyenin, Vakıflar Genel Müdürlüğü'nce yaptırılan tercümesinde "Kıhca" olarak okunmuştur. bk. VGMA., Vakfıye Tercümeleri Defteri, No. 1766, s. 185. Burası İnegöl'e bağh ve Yiğit Lala Köyü'ne bitişik bir köydür. Köyün tamamı, Hacı İvaz Paşa'nm büyük dedesi neslinden Süleyman Bey b. Savcı'nın mülküdür. Bilâhare, Süleyman Bey'in kızı Hatice Hatun tarafından vakfedilmiştir (bk. Barkan-Meriçli, HLTD., s. 119-120). '&lt;br /&gt;(36) Bu yer, vakfiyenin, Vakıflar Genel Müdürlüğü'nce yaptırılan tercümesinde "Musluk Köy" olarak okunmuştur. bk. VGMA., Vakfıye Tercümeleri Defteri, No. 1766, s. 186. Yiğit Lala ve Kulaca Köyü'ne bitişiktir. 972/1564 tarihli bir belgeden, mezranın vakfın elinden çıktığı anlaşılmaktadır. Belgeye göre, Hamza Bey evlâdından Osman Bey'in tasarrufuna geçen mezra, vakfın mütevellîsinin mahkemeye müraccat etmesiyle şiddetli tartışmalara konu olmuş; güvenilir kişilerin de şahadetine başvurulduğu uzun süren muhakeme safahatından sonra nihayet ikiye bölünmüş, güney tarafı Hamza Bey vakfına, Yiğit Lala tarafı da Hacı İvaz Paşa Vakfı'na bırakılmıştır. Bk. B.Ş.S., A 81/95, 188 b, 972/1564.&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620699782109165059-7868597166382746775?l=e-vakifkitap.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://e-vakifkitap.blogspot.com/2009/06/ivaz-pasanin-bursa-vakfiyesi_2365.html</link><author>noreply@blogger.com (Vakıfçı)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-3620699782109165059.post-2094501956564463494</guid><pubDate>Thu, 18 Jun 2009 11:00:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-06-19T00:52:19.645-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>İvaz Paşa'nın Bursa Vakfiyesi</category><title>İVAZ PAŞA'NIN BURSA VAKFİYESİ</title><description>&lt;div align="center"&gt;9&lt;/div&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;b) Yönetim Elemanları: &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Vakfın yönetimini (tevliyet), seyyidler seyyidi, sâlikin önderi yakîn ehlinin örneği, kerem sahiplerinin zübdesi, insanlarm en hayırlısının neticesi, akıllar dairesinin merkezi, risâlet ağacının semeresi, evliyânın kutbu, asfiyânın imamı, dünya ve dinin celâli Emir Seyyid Buhârî'ye, sonra onun oğullarına ve üredikçe oğullarının oğullarına şart kıldı(37).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;2. Eğitim-Öğretim Elemanları&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Medreseye müttakî, âlim, âmil ve daha önce zikredilen ilimlerle mücehhez bir müderris, talebeye de müderrisin okuttuğu dersi iade ve müzakere etmek üzere salih, zeki bir muid tayin edilmesini; bu müderris ile muidin, talebenin tatil günleri hariç her gün sabahleyin medresede hazır bulunup ders vermesini, dersten sonra hâzırûndan her biri on ikişer defa "innâ e'teynâ" sûresini okuyarak Kur'ânı sonuna kadar hatim ve Bakara sûresinin evvelinden üç âyet okuyup sevabmı vâkıfın, vâkıfın evlâdı ile ebeveyninin ve diğer müslümanların ruhlarına hediye etmelerini şart kıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;3. Dinî Hizmet Elemanları&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Mescidde hazır olan cemaâta beş vakitte imamet etmek ve her gün Kurân-ı Kerîm'den bir cüz okumak üzere, fıkıh bilgisi olan bir zatın imam olmasını, beş vakitte ezan okumak ve her gün Kur'an'dan bir cüz okumak üzere sâlih bir müezzin atanmasını şart kıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;4. Genel Hizmet Elemanları&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Mescidi süpürmek, temizliğine bakmak ve kapısını açıp kilitlemek üzere bir kayyım, evkafı koruyacak bir hâris ve gelirleri toplayacak ve muhafaza edecek bir câbi(38) ve çeşmelere bakacak bir mimar(39) bulundurulmasını şart kıldı(40).&lt;br /&gt;--------------------&lt;br /&gt;&lt;em&gt;(37) Hiçbir belgede yönetim işinin Emir Buhârî neslinden bir ferde verildiğine rastlanmamıştır. Mütevellîlerin tamamı İvaz Paşa ailesinden gelmiştir.&lt;br /&gt;(38) Câbî sayısı zamanla arttırılmıştır. Fidye Kızık, Dere Kızık ve Yiğit Lala köyleri için ayrı ayrı üç câbî görevlendirilmiştir. Ayrıca XIX. asrın son çeyreğinde kira gelirlerini toplamak için müşâhere câbîliği de ihdas edilerek câbî sayısı dörde yükselmiştir. Bk. Pay, a.g.e., s. 149-150.&lt;br /&gt;(39) Sonraki yıllarda muhtemelen ihtiyaç duyulması sebebiyle mimar sayısı arttırılmıştır. Bk. Pay, a.g.e., s. 177.&lt;br /&gt;(40) İvaz Paşa Vakfı gelir kaynakları ve harcama kalemleri yönüyle büyük vakıflar arasında sayılabilecek büyüklüktedir. Ancak vakfiyede yazı işlemlerini yapacak bir kâtipten söz edilmez. Bu durum vakfiyenin düzenlenmesi esnasmda muhtemelen gözden kaçmış olmalı ki sonraki yıllarda görevliler arasında biri kâtib-i vakf, diğeri kâtib-i müşâhere olmak üzere iki kâtip yer almaktadır. Bk. B.Ş.S., A 82/96, 67 a, 967/1560; A 163/263, 45 a, 976/1568; A 138/165, 115 b- 118 b, 982/1574; C 92/664, 65 b- 66 a, 1257/1841; TSA, E 7371/10, 1177/1763. &lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620699782109165059-2094501956564463494?l=e-vakifkitap.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://e-vakifkitap.blogspot.com/2009/06/ivaz-pasanin-bursa-vakfiyesi_3021.html</link><author>noreply@blogger.com (Vakıfçı)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-3620699782109165059.post-1366385353088204319</guid><pubDate>Thu, 18 Jun 2009 08:40:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-06-19T00:52:38.726-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>İvaz Paşa'nın Bursa Vakfiyesi</category><title>İVAZ PAŞA'NIN BURSA VAKFİYESİ</title><description>&lt;div align="center"&gt;10&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;5. Dinî Hiztmet Elemanlarına Zeyl&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Her gün sabahları türbede toplanıp tecvid ve tertil ile Kur'ân-ı Kerîm'den ve mushafın yüzünden her biri birer cüz okumak üzere on iki cüzhan(41) bulundurulup; bunlardan biri okuduğunun sevabını Sultan-ı Adil Sultan Mehmed b. Sultan Gazi Bayezid Han'ın ve ailesinin ervahına, bir diğeri Sul-tan Murad b. Mehmed Han'ın ruhuna ve geri kalan on cüzhan ise tilâvet sevabını vâkıfın ruhuna hediye etmelerini; bundan başka ehli tecvid altı cüzhan daha bulundurulup pazartesi ve perşembe günleri vâkıfın validesinin türbesinde her birinin birer cüz okumalarmı ve yine bu altı cüzhanı Cuma gecelerinde "tebâreke" ve "amme" sûreleriyle "elhâküm" sûresinden Kur'ân'ın sonuna kadar sıdk ve ihlas ile okuyup, sevabını vâkıfın validesi, babası ve eviâdı ile akrabasının ruhlarına hediye etmelerini şart kıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vâkıfın neslinden müderrislik, muidlik, imamlık, cüzhanlık, müezzinlik mütevelîlik hizmetlerine lâyık kimseler bulunur ise bu görevlere öncelikle onlarm getirilmesini, sonra sırasıyla yukarıda adı geçen kardeşlerinin, akrabasının, azatlı kölelerinin neslinden ehil olanların, yoksa diğer müslümanların getirilmesini şart kıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;E. Masrafât&lt;br /&gt;1. Bakım, Onarım ve Tamir Giderleri&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Evkafın sağlanacak gelirleri önce rakabât ile usûl-i mevkûfâtın, sonra mescid ve medresenin ihtiyaca göre tamirlerine sarf edilecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;2, Sosyal Yardım Giderleri&lt;br /&gt;a) Harameyn'de Bulunanlara Yapılacak Yardımlar&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bundan sonra Paygâh diye şöhret bulan ahırın bütün gelirinin (galle) 1/3'i ve seksen dükkânı kapsayan çarşı ile Hasan Paşa Hanı yanında bir, Haydar bağına yakın iki arazinin ve Fidye ve Kızık (Dere Kızık) köyleri gelirlerinin 1/10'i Mekke-i Mükerreme ve Medine-i Münevvere'de oturan imamlara, kadılara ve hademe-i hayrâta sarf edilecektir. Ancak nâzır ile mütevellî elde edilen bütün bu geliri Hacca giden iki âdil kişiye teslim edecek ve bu iki hacı da bunun 2/3'sini Mekke'de ve 1/3'ini Medine'de eşit olarak dağıtacaklardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;b) Aile Mensuplarına Yapılacak Yardımlar&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Adı geçen ahırın gelirinden geri kalanın yarısı, kelleci dükkânı karşısında bulunan üç dükkân dışındaki evkafa ait gelirin 1/3'i ve diğer evkafdan da her gün 5 dirhem yaşadığı sürece vâkıfa, sonra evlâdına ve evlâdının evlâdına erkeğe iki, kıza bir hisse olmak üzere taksim edilecektir. Ancak ikinci batında bulunana birinci batındakinin hissesinin 1/3'i verilecektir. Vâkıfın evlâdı kalmazsa vakfın bütün gelirinin 1/4'i vâkıfın daha önce adları geçen iki kar-&lt;br /&gt;--------------------&lt;br /&gt;&lt;em&gt;(41) Cüzhan sayısı sabit kalmamış; XVI. yüzyılda 20'ye, XVII. yüzyılda 26'ya yükselmiş, XVI-II. yüzyılda ise azalma göstererek 18'e düşmüştür. Bk. Pay, a.g.e., s. 173.&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620699782109165059-1366385353088204319?l=e-vakifkitap.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://e-vakifkitap.blogspot.com/2009/06/ivaz-pasanin-bursa-vakfiyesi_643.html</link><author>noreply@blogger.com (Vakıfçı)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-3620699782109165059.post-3906106873228924040</guid><pubDate>Thu, 18 Jun 2009 08:30:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-06-19T00:52:59.348-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>İvaz Paşa'nın Bursa Vakfiyesi</category><title>İVAZ PAŞA'NIN BURSA VAKFİYESİ</title><description>&lt;div align="center"&gt;11&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;deşinin evlâdına ve evlâdının evlâdna, bunlar da inkıraza uğrarsa zikredilen tertib üzere azatlı kölelerine (ütekasına) sarf edilecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;3. Personel Giderleri&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;a) Denetim ve Yönetim Elemanlarına Yapılacak Harcamalar&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Vâkıfa, evkafa nezaret etmesi mukabilinde her gün 5 dirhem verilecek; kendisinden sonra yukanda beyan edilen şart gereğince bu ödeme aslah evlâdına yapılacaktır. Mütevellîye tevliyet hakkı olarak beş dirhem verilecek, kendisinden sonra evlâdına ve evlâdının evlâdına ödenecektir. Süleyman oğlu Ahmed'e 3 dirhem verilecek, vefatından sonra aynı şekilde bu 3 dirhem evlâdına ve evlâdının evlâdına ödenecektir. Evkafı mütecâviz ve müfsidlerden korumaları için şehrin kadısına 2, nâibine de 1 dirhem verilecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;b) Eğitim-Öğretim Sınıfına Yapılacak Harcamalar&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Medresenin müderrisine, Nüket Lala (Yiğit La la) Çiftliği ve Maslak Koru(?) mezraları ile Süleyman Bey'den intikal eden bir mezradan her gün 5 dirhem, muide 5 dirhem, hücrelerde mustakillen oturan talebenin her birine 2/3 dirhem(42), hücrelerde bitteba'iyye oturan talebeden her birine 1/3 dirhem, medresede oturan mütereddidlerden her birine 2 dirhem, imama, adı geçen Kızık (Dere Kızık) köyündeki bağ ile birlikte imameti için 3, cüz okuması için 1 olmak üzere toplam 4 dirhem, müezzine müezzinlik için 1.5, cüz kıraatı için 1 dirhem, vâkıfın türbesine devam edecek olan baş cüzhana 2 dirhem ve geri kalan altı cüzhana 9 dirhem ve bunlardan beşine 4 dirhem, yetim çocukların muallimine 2 dirhem ve bunlarm hizmetleri için ihtiyaca göre 2 dirhem sarf edilecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;4. Sosyal Yardım Giderlerine Zeyl&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;a) Mühtedîlere Yapılacak Harcamalar&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Gerektiğinde vakfın ihtiyaçlarma harcanmak şartıyla, küfür ve isyan vadisinden çıkıp imanın sağlam kulpuna sımsıkı sarılan ve hidâyeti dalâlete tercih edenler için kullanılmak üzere bir yed-i emin nezdinde her gün 2 dirhem (ihtiyat akçesi) biriktirilecek(43); bundan bir şey artarsa rakabâta tahsis edilen paraya ilâve edilecektir.&lt;br /&gt;--------------------&lt;br /&gt;&lt;em&gt;(42) "Hücrelerde mustakillen oturan talebenin her birine 2/3 dirhem" ifadesi vakfiyenin Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi'nde bulunan sûretinde yer almaktadır. Bk. VGMA, Defter no. 591, s. 193.(43) "Mühtedî fonu" da diyebileceğimiz bu fonun fonksiyonelliği konusunda bk. Çetin, Osman, Sicillere Göre Bursa'da îhtida Hareketleri ve Sosyal Sonuçları (1472-1909), s. 101-107; Pay, a.g.e., s; 108-110. Benzer bir uygulamaya Şemseddin Altun-aba Vakfiyesi'nde de rastlanmaktadır. Bk. Turan, Osman, "Şemseddin Altun-aba, Vakfiyesi 've Hayatı", Belleten, XI, 211-212.&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620699782109165059-3906106873228924040?l=e-vakifkitap.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://e-vakifkitap.blogspot.com/2009/06/ivaz-pasanin-bursa-vakfiyesi_2034.html</link><author>noreply@blogger.com (Vakıfçı)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-3620699782109165059.post-5005988770475594469</guid><pubDate>Thu, 18 Jun 2009 08:16:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-06-19T00:53:23.716-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>İvaz Paşa'nın Bursa Vakfiyesi</category><title>İVAZ PAŞA'NIN BURSA VAKFİYESİ</title><description>&lt;div align="center"&gt;12&lt;/div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;b) Mevlid Kutlaması İçin Yapılacak Harcamalar&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bir kısmı enbiyanın ulusu aleyhissalâtü vesselâm efendimizin doğumlarına (mevlid) rastlayan Rebîü'l-evvel aymın 12. günü toplanacak olan cemâatın yemek ihtiyacına sarf edilmek üzere her gün yine 1.5 dirhem ayrılacak; geri kalan kısmı da hulûs-i kalb ve rıza ile cüz okuyacak cüzhanlar arasmda taksim. ve tevzi edilecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;5. Geııel Hizmet Elemanlarına Yaptlacak Harcamalar&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Muhafıza (hâris) 2 dirhem, câbîye 2 dirhem, mimara 1 dirhem verilecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;6. Harç Giderieri ve Müteferrik Harcamalar&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Rakabe-i evkâfın ihtiyaçları ve dükkânların arsasının mukâtaası, vâkıfın kale içinde ve dışında yaptırdığı çeşmelerin rakabeleri, eytam mektebinin rakabesi, vâkıfa ait musluğun imarı ve Hasan Paşa Mescidi civarmda vâkıfin yaptırdığı mescidin rakabesi için her gün 10 dirhem ayrılacak ve bu mescidin imamma her gün 0.5 (yarım) dirhem(44) sarf edilecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;F. Miiessesenin Yönetimi İle İlgili Genel Prensipler&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;1. Göreve Devam&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Görevlilerden biri meşru mazereti olmaksızın bir ay süreyle görevini yerine getirmezse, nâzır ile mütevellînin onu görevinden azledip bu göreve ehil ve lâyık olan başka bir kişiyi tayin etmeleri şart kılınmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;2. Oto-Kontrol Sistemi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Nâzır mütevellî, imam, müderris, muid ile durumu uygun ve muktedir olan bazı talebelerin, her sene görevleri tetkik edip muhasebesini yapmaları şart kılınmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;3. Gelir Fazlasının Harcanması&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bu tetkik ve hesap neticesi görev ve rakabelere tahsis edilen paradan arta kalan olursa, bu fazlalık nâzır ile mütevellî tarafından rast gele sâdât, ulema, guraba ve fukarâya sarf edilecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;4. Gider Fazlalığının Telâfisi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Vâkıfın şartına göre, zikredilen evkâf gelirleri, kayıt ve tesbit edildiği şekilde masraflan karşılamaya kâfi gelmezse, bütün ödemelerde hak ve hisseler nisbetinde bir kesinti ve azaltma yapılacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;5. Gelir Fazlasını Harcamaya Zeyl&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Buna rağmen gelir fazlası olursa, vakfın yararına bir şey satm alınıp diğer evkafa ilhak edilecektir.&lt;br /&gt;--------------------&lt;br /&gt;&lt;em&gt;(44) Kaynaklarda bu imam hakkında hiçbir bilgiye rastlanmamıştır. Bk. Pay, a.g.e., s. 170.&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620699782109165059-5005988770475594469?l=e-vakifkitap.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://e-vakifkitap.blogspot.com/2009/06/ivaz-pasanin-bursa-vakfiyesi_2769.html</link><author>noreply@blogger.com (Vakıfçı)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-3620699782109165059.post-3005167946064838697</guid><pubDate>Thu, 18 Jun 2009 07:46:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-06-19T00:53:50.003-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>İvaz Paşa'nın Bursa Vakfiyesi</category><title>İVAZ PAŞA'NIN BURSA VAKFİYESİ</title><description>&lt;div align="center"&gt;13&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;6. Vakfiyede Yeni Düzenleme Yapma Yetkisi&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Vakfın kendisinde değil de, ancak kayıt ve şartlarında tebdîl ve tağyîr selâhiyeti kayd-ı hayatla vâkıfın elindedir. Bundan başka, mütevellîler ve nâzırların bu selâhiyetleri hâiz olmamaları şart kılınmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;G. Beddua Cümleleri&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Vâkıf, bu evkafı sahih ve şer'î bir vakıf, sarîh ve mer'î bir habs, kat'î ve müseccel bir tasadduk, muteber ve merzî bir tesbîl ve devam eden bir hayır olarak vakf etti ki; dünyanın sonuna kadar bunlar satılamaz, hibe edilemez, mülk yapılamaz, katiyyen başkasıyla değiştirilemez, bir seneden fazla ve müteaddid akitlerle icar edilemez(45), irs olamaz. Sultan veya vezir, melik veya emir, kadı veya müderris, büyük veya küçük kim bu vakfm iptal ve tebdiline sa'yedip imha ve tahvilini kastederse, Allah'ın, meleklerinin, peygamberlerinin ve bütün müslümanların laneti onun üzerine olsun!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;H. Vakfiyenin Tescili Ve Şahitler&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;1. Tescil&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Kendi dönemindeki İslâm kadılarının en âdili olan ve vakfîyenin baştarafında imzası bulunan kadı (Muhammed b. Husam) tescilden sonra bu vakfın sıhhat ve lüzumuna, şart ve kaytlarının uygunluğuna hükmetti ve bu hükmüne birçok âdil zevatı şahit tuttu. Hüküm, tescil, şahitlik ve yazım işleri hicrî 830 senesi Cemâziyelûlâ ayının ilk günlerinde gerçekleşti. Vakfîyenin sûretinin bu mahkeme defterine yazılması (tahrîr) ise 962 senesi Şevvâl ayının ortalarında olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;2. Şahitler&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Şeyh Ahmed b. Alaaddin, Hacı Hızır b. Hacı Şerafeddin, Mahmut b. Halil, Mahmud b. el-Vânî, Hacı Ali b. Muhammed, Ali b. İbrahim eş-Şarkî, Ebubekir b. İlyas el-İmam, Hacı Hızır b. Hacı Bayram, Muhammed b. Hüsameddin, Hacı İsmail b. Hacı Hızır, Süleyman b. Muhammed, Ahmet b. Ali, Umurbey'den Sânî Fakih, Yahya Bey b. Zekeriya, Timurtaş b. Abdullah ei-Bennâ Ve diğerleri, Ali b. Mehmed, Ali b. Ramazan, Hacı Abdulvehhap, Tarsusî Sadeddin, Hacı Muhammed b. Hacı Mahmud, Hüseyin Bey b. Abdullah, Seyyid Ali b. Hacı İlyas&lt;br /&gt;--------------------&lt;br /&gt;&lt;em&gt;(45) İcâreteyn ve icâre-i tavîle de denilen bu tür kira sözleşmelerine, vâkıf tarafından şiddetle yasaklanmış olmasına rağmen kuruluştan yaklaşık bir asır sonra, 925/1519 yılında itibaren rastlanmaktadır. Bk. B.Ş.S., A 62/67, 221 b, 960/1552; A 130/153, 69 b, 973/1565; A 102/119,1 b, 981/1573. İcâreteyn sözleşmesiyle peşin olarak alına kiranın vakfın bakım ve onarımı için harcanması gerekir. Ancak 1049/1639 ve 1177/1763 yıllarında alınan peşin kira vakfın mutad gelirlerinden birbuçuk kat fazla olmasına rağmen belgelerde bu paranın tamir için harcandığına dair kayıt yoktur. Bk. TSA, D 3636/4, 1049/1639; E 7371/10, 1177/1763.&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620699782109165059-3005167946064838697?l=e-vakifkitap.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://e-vakifkitap.blogspot.com/2009/06/ivaz-pasanin-bursa-vakfiyesi_1162.html</link><author>noreply@blogger.com (Vakıfçı)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-3620699782109165059.post-87002758553008396</guid><pubDate>Thu, 18 Jun 2009 07:39:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-06-19T00:54:36.174-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>İvaz Paşa'nın Bursa Vakfiyesi</category><title>İVAZ PAŞA'NIN BURSA VAKFİYESİ</title><description>&lt;div align="center"&gt;14&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;DEĞERLENDİRME&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Hacı İvaz Paşa, Osmanlı Devleti'nin en kritik zamanında, Fetret Devri'nde görev yapmış hayır sahibi ve sanatkâr büyük bir devlet adamıdır. Onun medrese, mektep, mescit, han, çarşı ve 150 kadar oda ve dükkândan oluşan Bursa hayratı, şehrin ticârî, sosyal ve kültürel hayatının gelişmesine önemli katkılarda bulunmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Harcama kalemleri arasmda Mekke ve Medine gibi İslâm dünyasının en önemli iki beldesi sakinlerine hisse ayırması, özellikle İslâm'a yeni girmiş olan mühtedîler için müstakil bir yardım fonu oluşturması İvaz Paşa'nm geniş ufuklu ömek bir hayır sahibi olduğunu göstermektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilindiği gibi Mevlid Kandili, müslümanların yaşadığı dinî heyecan ve coşkunun zirveye çıktığı önemli gün ve gecelerin başında gelir. Bu gece yapılacak programların masraflarının düşünülmesi sosyal ve kültürel faaliyetlere ne derece önem verildiğinin de ayrı bir tezahürüdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vakfıyede zikredilen tesislerin tamamı, Osmanlı Devleti'nin yıkılışına kadar fonksiyonlarını devam ettirmiştir. Bu da, vakfın genelde iyi yönetildiğini göstermektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İvaz Paşa vakıflarından günümüzde sadece mescit faaliyete devam etmektedir. Hayrât ve akarât çerçevesindeki eserlerden medrese ve mektep ile handan hiçbir iz kalmamıştır. İvaz Paşa'nın adını taşıyan çarşının ise tarihî İvaz Paşa Çarşısı ile sadece bir isim benzerliği bulunmaktadır. Gerek şehir dışındaki köy ve mezralar ile şehir içindeki bağ, bahçe ve araziler, gerekse ev, dükkân ve çarşıların tamamma yakmı vakıf malı olmaktan çıkartılarak ya kamulaştırılmış ya da özel mülkiyet haline getirilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;BİBLİYOGRAFYA&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;A. ARŞİV BELGELERİ&lt;br /&gt;1. Bursa Şer'iyye Sicilleri: (BŞS) A 64/69, A 108/127, B 49/243, A 73/82, A 25/28, A 35/35, A 163/263, A 82/96, A 39/44, A 62/67, A 81/95, A 130/153, A 138/165, A 143/170, A 102/119, B 50/244, B 122/336, B 136/351, A 153/201, B 140/355, B 146/361, B 230/458, B 322/568, B 328/575, C1/53, C 3/265, C 92/664, C108/680, D 1536, D 3636/3 ve 4 E 7371/10.&lt;br /&gt;2. Topkapı Sarayı Arşivi: (TSA)&lt;br /&gt;3. Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi: (VGMA) Defter no: 591 (Arapça); 1766 (Türkçe).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;B. MAKALE ve KİTAPLAR&lt;br /&gt;ATAY, Falih Rıfkı "Bursa'da Medfun Vüzerâ", Yeni Mecmua, sy.75, İstanbul&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620699782109165059-87002758553008396?l=e-vakifkitap.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://e-vakifkitap.blogspot.com/2009/06/ivaz-pasanin-bursa-vakfiyesi_18.html</link><author>noreply@blogger.com (Vakıfçı)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-3620699782109165059.post-2614031764181419296</guid><pubDate>Thu, 18 Jun 2009 07:34:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-06-19T00:54:57.147-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>İvaz Paşa'nın Bursa Vakfiyesi</category><title>İVAZ PAŞA'NIN BURSA VAKFİYESİ</title><description>&lt;div align="center"&gt;15&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;AYVERDİ, Ekrem Hakkı, Osmanlı Mimarisinde Çelebi Mehmed ve II. Sultan Murad Devri, II., İstanbul 1972&lt;br /&gt;BARKAN, Ö.L.-Enver Meriçli, Hüdâvendigâr Livası Tahrir Defterleri, I, Ankara 1988. (HLTD)&lt;br /&gt;BAYKAL, Kâzım, Bursa ve Anıtları, Bursa 1993.&lt;br /&gt;Bursa Vilâyeti Salnâmesi, (1927), Bursa 1927. (BVS)&lt;br /&gt;ÇETİN, Osman, Sicillere Göre Bursa 'da İhtida Hareketleri ve Sosyal Sonuçları (1472-1909), Ankara 1994.&lt;br /&gt;DANİŞMEND, İsmail Hâmi, İzahlı Osmanlı Tarih Kronolojisi, I-IV, İstanbul 1971-1976.&lt;br /&gt;GAZZÎZÂDE Abdullatif, Hülâsatü'l-Vefeyât, BYEBEK, Genel no: 2162.&lt;br /&gt;GÖKBİLGİN, M. Tayyib, Osmanlı Müesseseleri Teşkilâtı ve Medeniyeti&lt;br /&gt;HASAN TAİB, Hâtırâ Yahud Mir'ât-ı Bursa, Bursa 1323. Tarihine Genel Bakış, İstanbul 1977.&lt;br /&gt;HOCA SADEDDİN, Tâcu't-tevârih, İstanbul 1280. (Tâcu't-tevârih)&lt;br /&gt;Hudâvendigâr Livası Tahrir Defteri (hzr., Ö.L. Barkan-Enver Meriçli), Ankara 1988&lt;br /&gt;İSMAİL BELİĞ, Güldeste-i Riyâz-ı İrfân, Bursa 1302. (Güldeste)&lt;br /&gt;KEPECİOĞLU, Kâmil, Bursa Kütüğü, I-IV, BYEBEK, Genel no: 4519-4522.&lt;br /&gt;KOYUNLUOĞLU, M.Turgut, İznik ve Bursa Tarihi, Bursa 1935&lt;br /&gt;KUNTER, Halim Bâkî, "Kitâbelermiz I", VD, II, Ankara 1942.&lt;br /&gt;MEHMED NEŞRÎ, Kitab-ı cihan-nümâ, nşr. F.R.Unat-M.Köymen, Ankara 1987. (Neşrî)&lt;br /&gt;ÖZCAN, Abdülkadir, "Hacı İvaz Paşa (831-1428)", TDVİA, İstanbul 1996, XIV, 485-486.&lt;br /&gt;PAKALIN, M.Zeki, Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, I-III, İstan-bul 1993.&lt;br /&gt;PAY, Salih, "Baş Mimar İvaz Paşa", Bir Masaldı Bursa, İstanbul 1996, 177-185&lt;br /&gt;PAY, Salih, Bursa İvaz Paşa Külliyesi, Bursa 1996.&lt;br /&gt;PAY, Salih, "Bursa İvaz Paşa Medresesi Müderrisleri", UÜ İFD, 1999 Bursa.&lt;br /&gt;SOLAKZÂDE Mehmed, Solakzâde Tarihi, İstanbul 1297.&lt;br /&gt;SÖNMEZ, Zeki, "Hacı İvaz Paşa (831-1428)", TDVİA, îstanbul 1996, XIV, 486-487.&lt;br /&gt;TURAN, Osman, "Şemseddin Altun-aba, Vakfiyesi ve Hayatı", Belleten, c. XI, sy. 42, Ankara 1947.&lt;br /&gt;UZUNÇARŞILI, İ.H., "Hacı İvaz Paşa'ya Dair", İÜ EFTarih Dergisi, c. X, sy. 14, İstanbul 1959.&lt;br /&gt;ÜNVER, A. Süheyl, Yeşil Türbesi Mihrabı (824-1421), İstanbul 1955.&lt;br /&gt;YÜKSEL, Hasan, "Hacı İvaz Paşa'nın Vakıfları", Türk Yurdu, Aralık 1999-Ocak 2000 Ankara, c.XIX-XX, sy. 148-149, s. 277-282 &lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620699782109165059-2614031764181419296?l=e-vakifkitap.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://e-vakifkitap.blogspot.com/2009/06/ivaz-pasanin-bursa-vakfiyesi.html</link><author>noreply@blogger.com (Vakıfçı)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-3620699782109165059.post-2203835596854404780</guid><pubDate>Fri, 22 May 2009 07:01:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-05-22T00:12:09.099-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Ahi Ahmet Nahcivani Vakfiyesi</category><title>AHİ AHMET NAHCİVANİ VAKFİYESİ</title><description>&lt;div align="center"&gt;1&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;Bu vakfiyeyi 1932 yılında Tokat'ın Erbaa ilçesi Fidi köyündeki mütevelliler elinde görmüş ve kopya etmiştim. Oradan Tokat Müzesine getirilmiş ve 245 numaraya kayıtlanmış idi. Müzeler Umum Müdürlüğünün 30/5/940 tarih ve 40171979 sayılı yazıları ile Tokat'tan istenmiş olan bu vakfiye 8/7/940 "tarihinde Etnografya Müzesine verilmiş, mü:ienin 11 842/245 numarasına kayıtlanmış olduğunu bilahare öğrenmiş bulunuyorum. Şimdi orada muhafaza edilmektedir. Vakfiyenin kağıdı zamanla sarımtırak esmer bir renk almıştır. 0,94 x o,19 m.ebadındadır. Selçuk Neshi ve siyah mürekkeple yazılmış 46 satırdır. Baş tarafındaki tevkiğ yazısı tamamen, birinci satır kısmen siliktir. Vakfiyenin sol kenarı boydanboya yıpranmış ise de, yazılar silinmemiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fırsat buldukça vakfiyenin metnini. tesbit etmeğe, köydeki mütevelli evlatları ile muhabere etmek, 1953 yılı Ağustos ayında mahalline gitmek suretiyle, vakfiyede geçen köy ve yer adlarım ve diğer bilgileri derlemeğe çalıştım. Burada vakfiyenin mümkün olduğu kadar doğru olarak metnini ve bir de tercümesini vermekle beraber vakfedilen köy hudutları ve coğrafi isimlerle vakıfa ve vakıflarına ait diğer araştırmaları yazacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vakfiyeden anlaşıldığına göre Doğan Şah oğlu Şems üd-din Ahi Ahmed, Niksar'a bağlı Fidi köyünün yarısını Fidi köyündeki zaviyesine, diğer yarısını da Niksar'da yaptırdığı zaviyeye vakfetmiş, köy hasılatının, üçe taksim edilmesini, üçte ikisinin yukatıda yazılı iki zaviyeye, geri kalan üçte birisinin de Mütevelliye bırakılmasım şart koymuştur. Mütevelliliği sağlığında kendisi almış, öldükten sonra evlatlarına kalmasını vasiyet eylemiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vakfiye Selçuk devrindeki görüş ve kanaatlan ifade etmesi, vakıf ve şahit olarak muhtelif adamların isimlerini bildirmesi, mevzii de olsa kaza ve köyadlarını ihtiva eylemesi gibi türlü bakımlardan önemlidir (Res. 1).&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Vakfiyenin metni : &lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_QKfYxoQGJGY/ShZPf8ZvvuI/AAAAAAAAAHk/bwRlM0whGxM/s1600-h/sayfa1.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5338541818502954722" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 117px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_QKfYxoQGJGY/ShZPf8ZvvuI/AAAAAAAAAHk/bwRlM0whGxM/s400/sayfa1.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620699782109165059-2203835596854404780?l=e-vakifkitap.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://e-vakifkitap.blogspot.com/2009/05/ahi-ahmet-nahcivani-vakfiyesi_22.html</link><author>noreply@blogger.com (Vakıfçı)</author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_QKfYxoQGJGY/ShZPf8ZvvuI/AAAAAAAAAHk/bwRlM0whGxM/s72-c/sayfa1.bmp' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-3620699782109165059.post-1856646668587670655</guid><pubDate>Fri, 22 May 2009 06:57:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-05-22T00:01:06.078-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Ahi Ahmet Nahcivani Vakfiyesi</category><title>AHİ AHMET NAHCİVANİ VAKFİYESİ</title><description>&lt;div align="center"&gt;2&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_QKfYxoQGJGY/ShZNTqGMtTI/AAAAAAAAAHc/DHWSwwfef-k/s1600-h/sayfa2.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5338539408407442738" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 333px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_QKfYxoQGJGY/ShZNTqGMtTI/AAAAAAAAAHc/DHWSwwfef-k/s400/sayfa2.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_QKfYxoQGJGY/ShZNFTxklqI/AAAAAAAAAHU/o598wXTUpNE/s1600-h/sayfa3.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5338539161897178786" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 332px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_QKfYxoQGJGY/ShZNFTxklqI/AAAAAAAAAHU/o598wXTUpNE/s400/sayfa3.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620699782109165059-1856646668587670655?l=e-vakifkitap.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://e-vakifkitap.blogspot.com/2009/05/ahi-ahmet-nahcivani-vakfiyesi_1495.html</link><author>noreply@blogger.com (Vakıfçı)</author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_QKfYxoQGJGY/ShZNTqGMtTI/AAAAAAAAAHc/DHWSwwfef-k/s72-c/sayfa2.bmp' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-3620699782109165059.post-4049181552936500231</guid><pubDate>Fri, 22 May 2009 06:33:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-05-22T00:15:20.234-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Ahi Ahmet Nahcivani Vakfiyesi</category><title>AHİ AHMET NAHCİVANİ VAKFİYESİ</title><description>&lt;div align="center"&gt;3&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Vakfiyenin mealen tercümesi:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ariflerin sultanı, muhakkıkların sıgınagı, iyilikler ve iyi huylar, mürüvvet ve fütüvvet sahibi, hayırlı işler yapan ve Nahcivani* diye anılan Doğanşah oğlu Şems üd-din Ahi Ahmet -Allah ikbalini ve celalini sürekli kılsın- Hakkın rızasına uyup sevabını istiyerek ve korkunç azabından ve itabından korkarak ve muhkem olan Kuran-ı Kerimin emirleritie gönül bağlıyarak gelecek kaza ve belaya karşı zayıf olduğu ve hakkın ecir vaitlerine güvendiği için helal olan mal ve mülkünü sadaka ve hapsetti. Bu kitap yani vakfiye o vakıflar hakkındadır. Adı yüce olan Ulu Tanrı buyurdu ki "erkekten ve kadından sadaka ve Allah için karzı hasenolarak ödünç para verenlere Allah ,onu kat kat eder ve ayrıca onlara güzel mükafat vardır" (1) Selam ve dua üzerine olsun, Allahın resulü şöyle buyurmuştur. İnsan ölünce işleri durur, amel defteri kapanır. Fakat şu üç işin sevabı kesilmez. Bunlar sadaka-i cariye yani vakıflar, istifade edilen ilimler yani yazılan veya vakfedilen kitaplar ile kendisini hayırla anmaya vesile olan salih evlattır. Bu itibarla adı geçen zat iyi niyet ve hayra. rağbet ederek Niksar-Allah Kazasından esirgesin- şehrine bağlı Fidi köyünün tamamını vakıf ve sadaka etti. O köyün hudutları Bisari köyünden başlar. Haç Pazar-ı sagir, Haç pazar-ı kebir, çat kara, Kuşaklı taş, Karacakaya, Meydan kuyusu, Dikme taş, Dosari kalası ile Fenariyed,e nihayet bulur. O köy sınırları, hakları, ekleri ve bölükleri içten dıştan, azdan çoktan nesi varsa vakfedilmiş ve tamamının yarısı adı geçen Fidi köyünde, diğer yarısı da Niksar'da bulunan zaviyelere verilmiştir. Vakfedilen Fidi köyünün hasılatını vakıf üçe ayırmıştır. Üçte biri Fidi köyünde, diğer üçte biri Niksar'daki zaviyeye, geri kalan üçte biri de Mütevelliye verilecektir. Hayatta kaldığı müddetçe kendisi, kendisi öldükten sonra nesilleri devam ettikçe evlatları bu vakfın mütevellileri olacaklardır. Allah göstermesin evladından kimse kalmazsa tevliyet Niksar kadısına verilecektir. Köy bu esaslar dahilinde doğru, din esaslarına uygun, açık, devamlı, ebedi olarak vakfedilmiştir. Hiç bir sebep ve bahane ile satılamaz. Bağışlanamaz. Rehin edilemez. Üç seneden fazla icara verilemez. Mülk olamaz. Değiştirilemez. Telef edilemez. Dünya, varislerin hayırlısı olan Allaha kalıncaya&lt;br /&gt;kadar kimseye miras kalamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mütevelli, Fakih, vali, hakim, kadı ve sultandan Allaha ve Ahret gününe iman eden bir kimse bu hükmü bozamaz. Her kim bu vakfiyenin iptaline ve değiştirilmesine çalışır ve yanlış fikir, kötü tevil ve sahtekarlıkla tahviline veya ortadan kaldırılmasına kasteder, geleneği bozarsa az ve çok ne varsa zalimlerin de geldiği günde "mal ve evladın faydası olmıyan, ancak kalbi selim ile gelenin istifade ettiği günde"(2) Allah ona fena niyet ve hareketinin cezasını verir. Allah onu rezil etmeye kafidir. "Vasiyeti işittikten sonra tebdil eden günahkar olur. Bunun günahı tebdil edenedir. Allah işitici ve bilicidir (3). Allahın ve meleklerin, bütün insanların laneti onu bozanların üzerine&lt;br /&gt;olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müslüman hakimlerinden hükmü geçen bir zat vakfiyenin sıhhatine şer'i esas-&lt;br /&gt;--------------------&lt;br /&gt;* Nahçivan, Mavera-yı Kafkas eyaletinde ve Erivan'ın ı37 kilometre doğu güneyinde kaza merkezi bir kasabadır. Çoğu Tatar, az bir kısmı Ermeni olmak üzere 5390 nufusu vardır.&lt;br /&gt;Debbağ haneleri, çanak çömlek, tuğla imalathaneleri kaya tuzu, değirman taşı ve İranla ticaret&lt;br /&gt;muamelesi itibariyle önemlidir. Çok eski bir rivayete göre Nuh zamanından kalma bir şehirdir. Kamusul-'alam, cilt 6, s. 2I. Orta zamanda Nahçivan'dan Anadolu'ya gelmiş başka zatlar da vardır. Anıt dergisi. sayı Lo s. 2i. Amasya Tarihi, C. 2. s. 490&lt;br /&gt;(1 )Tercümeli Kur'anı Kerim, s. 509.&lt;br /&gt;(2 )Tercümeli Kur'anı Kerim s. 341.&lt;br /&gt;(3 )Tercümeli Kur'anı Kerim s. 24.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620699782109165059-4049181552936500231?l=e-vakifkitap.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://e-vakifkitap.blogspot.com/2009/05/ahi-ahmet-nahcivani-vakfiyesi_3522.html</link><author>noreply@blogger.com (Vakıfçı)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-3620699782109165059.post-8811919819925275983</guid><pubDate>Fri, 22 May 2009 06:14:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-05-22T00:15:39.038-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Ahi Ahmet Nahcivani Vakfiyesi</category><title>AHİ AHMET NAHCİVANİ VAKFİYESİ</title><description>&lt;div align="center"&gt;4&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;lara göre hükmetti. Ve o mecliste bulunan sözüne inanılır kimseler de hükme şehadet ettiler. Bu vakfiye 690 yılı şevval ayının ortasında (4) yazıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vakfiyenin sonunda onun doğruluğuna şahitlik eden Alioğlu Ahmed, İmam oğlu Hüseyin, muhtesip Ahmet oğlu Mehmet, Hafız Mahmut oğlu Murat, Yusuf oğlu Ahmet, Ahmet oğlu İsa oğlu Mehmet, Kazvinli Ömer oğlu Ebul-fazıl, İsmailoğlu Ali, Hüseyin oğlu Yusuf, Sivaslı Ali oğlu Şeyh Hasan'ın adları yazılıdır. Bu şahitler arasında Kazvinli Ömer oğlu Ebul-Fazıl'ın Anıt Dergisinin 1. ci sayısında mezar taşı dolayısiyle hal tercümesi yazılan ve Oktay Kaan'ın Alaüd-din Keykubat'a elçi olarak gönderdiği Şems üd-din Ömer Kazvini'nin oğlu olması ihtimali vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi vakfiyede adı geçen Fidi köyü ile onun. sınırlarını gösteren köy ve yer adlarına gelelim. Bunlar Mütevelli evlatlarından emekli öğretmen Naim Erbağı ile Fidi köyünden Mustafa Aslan'ın mektuplarına ve köyde hoca Azimet Yılmaz, köy imamı ve Nahçivani'nin erkek evladından Ali Ardıç ve Muhtar Hakkı Demir'in ifadelerine göre yazılmıştır. Ayrıca istatİstik Umum Müdürlüğü tarafından neşredilmiş, köyler nüfusu 1935 adlı kitapla da karşılaştırılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;1- Fidi köyü:&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bugün Erbaa'nın Bidevi nahiyesine bağlı ve 771 nüfusludur. Köyün Yeşilırmak vadisine" Şimali Anadolu dağlarına doğru şahane bir manzarası vardır. Eski Amasya-Niksar yolu da buradan geçerdi ki, zaviyenin bu köye yapılmasındaki başlıca sebeb bu olsa gerektir. Köyde Nahcivani evlatlarına ait bir zaviye türbe ve mezarlar varsa da bina itibariyle kayda değer mimari hususiyetleri yoktur. Vakfiyede adı geçen Fidi Zaviyesi binasından da eser kalmamıştır. Köyde yazmağa değer Ömer Paşa Camii vardır. Duvarları, minaresi kargir, tavan kısmı ile son cemaat yeriahşap bir eserdir. Namaz salonu 11,40 X 13,80 boyundadır. Dört cihete açılmış altta on büyük ve dört köşe, üstte müteaddit küçük tepe pençeresinden ışık alır (Res. 2). Camiinin ve yanındaki mahalle mektebinin duvarları bir sıra yontulmuş taş, bir sıra tuğla ile yapılmıştır. Tavanında kalemkarı tezyinat vardır. Caminin içine asılmış bir levhada (vesika 2.) deki yazılar vardır. Mihrap yanlarına konmuş iki bakır şamdanın kaide kısımlarına da şu vakfiye yazılmıştır (Vesika 3). Türkçesi "bu şamdan Fidi köyündeki Camii Şerife Ömer Paşa -iki cihanda muradı hasıl olsun- tarafından 1100 yılında vakfolundu" demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_QKfYxoQGJGY/ShZF-pzy1VI/AAAAAAAAAHM/KjOAlu_PqAk/s1600-h/vesika2-3.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5338531350971602258" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 131px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_QKfYxoQGJGY/ShZF-pzy1VI/AAAAAAAAAHM/KjOAlu_PqAk/s400/vesika2-3.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;2- Fenariye:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün bir mevki adı olarak yaşamakta olup, Fidi'nin" 4 Km. doğusundadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------&lt;br /&gt;(4) Evasıt ayın 15 i olarak kabul edildiğine göre vakfiyenin miladı tarihi 19 Aralık 1291 olur. &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620699782109165059-8811919819925275983?l=e-vakifkitap.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://e-vakifkitap.blogspot.com/2009/05/ahi-ahmet-nahcivani-vakfiyesi_9445.html</link><author>noreply@blogger.com (Vakıfçı)</author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_QKfYxoQGJGY/ShZF-pzy1VI/AAAAAAAAAHM/KjOAlu_PqAk/s72-c/vesika2-3.bmp' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-3620699782109165059.post-2157642895473470487</guid><pubDate>Fri, 22 May 2009 05:40:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-05-22T00:15:55.625-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Ahi Ahmet Nahcivani Vakfiyesi</category><title>AHİ AHMET NAHCİVANİ VAKFİYESİ</title><description>&lt;div align="center"&gt;5&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Halkın rivayetine göre o civardaki değirmenlerin korunması için bir de kale yapılmıştır. Köydeki Ömer Paşa Camii yapılırken , inşaatında kullanılmak üzere bir çok gayri islani taşlar ile bir de üstüvani kitabe oradan getirilmiştir. Bu itibarla Fenariye ve kalesi bir ören yeridir. Tarihini Roma devrine kadar çıkarmak mümkündür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- Dosarı köyü:&lt;br /&gt;Bu eski isim köyde Tosarı şeklinde söylenmektedir. Bugün Fidi köyünün Koca, Pelit dibi denilen mevkii ile etrafındaki arazileri ihtiva eder. İçinde köy harabesi vardır. Fidi'nin 4 Km. güneyindedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- Dikmetaş:&lt;br /&gt;Fidi, Karaağaç, Tosarı arasında ve Gölpara denilen mevkiin Karaağaç köyü tarafındaki sırt üzerinde bulunan sınır taşına dikme taş derler. Fidinin doğu güneyinde ve altı Km. uzağındadadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5- Bi'r-i meydan-meydan kuyusu:&lt;br /&gt;Bugün soğuk pınar başı denilen yerdir. Fidinin 6 Km. batı-güneyindedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6- Karaçakaya:&lt;br /&gt;Değirmenli köyünün başında bir mevki adıdır. Fidi'nin 6 Km. güneyine düşer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7- Kuşaklı taş:&lt;br /&gt;Fidi'nin doğusunda ve 4 Km. uzağında bir mevki. olup, bugün Aktaş derler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8- Çatkara:&lt;br /&gt;Erbaa'nın Bidevi nahiyesine bağlı 378 nüfuslu bir köydür. Bugün Çalkara denilmektedir. Fidi'ye 5 Km.dir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9- Haçpazar-ı Kebir:&lt;br /&gt;Çalkara köyü yanında bir harabedir. Mezarlıkları mevcuttur. Bu da Fidi'nin 5 Km. kuzeyinde düşer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10- Haçpazar-ı Sagir:&lt;br /&gt;Erbaa'nın Bidevi nahiyesine bağlı 42 i nüfuslu bir köydür. Bugün Hacı pazar-ı Sagir derler. Fidi köyünün tam şimalinde ve 2 Km. uzağındadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11 - Pisari Köyü&lt;br /&gt;Öğretmen mütekaidi Naim Erbağı Pisari için Erbaa'nın bugünkü Değirmenli köyüdür diyor. Mustafa Aslan ise Pisari köyünün yerinde şimdi Hacı Yüzbaşıların tarlaları olduğunu yazıyor. Köyde yapılan incelemelerden orasının Değirmenli köyü veya civarında bir mevkii olması lazım geldiği anlaşılıyor. Bu araştırmalar gösteriyor ki, Fidi köyünün 2-6 Km. etrafında bulunan bu köy ve mevkiler vakfiyeye yazılırken hudut gösterilmişlerdir. Kayda şayandır ki ekserisi -bazı farklarla- isimlerini muhafaza etmişlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Niksar zaviyesi:&lt;br /&gt;Vakfiyede Niksar merkezinde de bir zaviye bulunduğu yazılıdır. Niksar'daki tarihi eserlerarasında bu zaviyenin de bulunması ihtimali düşünülerek araştırmalar yaptık. Niksar'ın Tekke bağı tarafında Karanlık tekke denilen bir eser vardır. Bu tekke bir türbe ile bir mescidi ihtiva etmektedir. Türbe bir tonozla kapatılmış, bir odadan ibarettir. Üstü ve duvarları yıkılmış, yalnız temel kısmı kalmıştır. İşte bu binaların yanında bir çukura yuvarlanmış kemer üstü taşında iki satırlık bir kitabe vardır (5)&lt;br /&gt;--------------------&lt;br /&gt;(5) Kitabeyi beraber gördüğümüz Niksar Maarif Memuru Vekili Öğretmen Ramiz Beyden kitabenin emin bir yere kaldırılmasını rica ettim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620699782109165059-2157642895473470487?l=e-vakifkitap.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://e-vakifkitap.blogspot.com/2009/05/ahi-ahmet-nahcivani-vakfiyesi_9140.html</link><author>noreply@blogger.com (Vakıfçı)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-3620699782109165059.post-7271228526665084688</guid><pubDate>Thu, 21 May 2009 13:47:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-05-22T00:16:33.841-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Ahi Ahmet Nahcivani Vakfiyesi</category><title>AHİ AHMET NAHCİVANİ VAKFİYESİ</title><description>&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_QKfYxoQGJGY/ShVeKlLd_2I/AAAAAAAAAHE/BYcQipbBd2g/s1600-h/vesika4.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5338276469189508962" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 79px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_QKfYxoQGJGY/ShVeKlLd_2I/AAAAAAAAAHE/BYcQipbBd2g/s400/vesika4.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;6&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;Kitabenin 1 ci satırı mürekkeple yazıldığı. şekilde kalmış silinmiştir. 2 ci satırında şu yazılar vardır (vesika 4). Türkçesi: "Ahmet Nahcivanı 704 yılı Zilhicce (Nisan 1305) ayında öldü. Allah rahmet eylesin" anlamında olan bu kitabe vakıfın ölüm tarihini göstermesi bakımından pek çok önemlidir. Bu tetkiklerle Niksar zaviyesinin yanında bir mescit ve bir de türbe bulunduğu ve bunlara Karanlık tekke denildigi neticesine varılmaktadır. Kitabelerde üstat İsmail Hakkı Uzunçarşılı Karanlık tekkeden bahseylemişse de Ahmet Nahcivanı ile olan alakası yazılmamıştır (6) Adı geçen kitapta 23. üncü resim bu binaları göstermektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Arşiv vesikaları na göre Nahcivani vakıfları:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Köyde mütevelliler elinde hükümdarların, mütevelli ve diğer istihkak sahiplerinin değişmeleri, arada çıkan bazı ihtilaflar üzerine alınmış bir çok beratlar ve fermanlar vardır. İşte özetlerini aldığımız birkaç tanesi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Sivas valisine Taşabad (Taşova) kadısına yazılan 11 Şaban 1026 H. tarihli beratta Fidi ve Karaağaç (7) köylerinin tamamen malikanesi evladiyet ve meşihatı meşrutiyet üzere gelene ve gidene vakıf şartlarına göre yemek vermek olduğu ve müdahale icap etmezken vaki müdahalenin men'i yazılıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Evahiri Zilhicce 1129 H. tarihli beratta ise Taşeli kazasına tabi Fidi nam kariyede medfun Ahi Nahcivanı nam sahibül hayrin evladiyet üzere mutasarrıf olduğu Fidi ve Karaağaç adındaki köylerin malikanesi 3 sehim itibar olunup, bir sehmi evladından mütevelli oğullarına vakıf ve şart olup, berat ile mutasarrıf olan Ahmet ve Hasan ortada iken Şeyh Mehmet ve Seyyit Ahmet'in bizler Zaviye Şeyhiyiz diye ve vakıf şartları hilafına müdahale ettikleri hakkındadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- Evahiri Zilhicce 1132 H. tarihli ferman "Ahi Nahcivanı zaviyesine ait bazı tarlaların Yörgüç Paşa vakfına ait zanniyle müdiihale edildiğinden men'ine dairdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- Evahiri Şaban 1156 H. tarihli beratta "Niksar'da vakıf müteveffa Ahi Nahcivanı zaviyesi tevliyetine mutasarrıf Şeyh Osman Karaağaç köyü mahsulü hissesinden fazla almak istemesi dolayısiyle haksızlığının önlenmesi hakkındadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5- Sivas valisine ve Taşova kadısına yazılmış evahiri Safer 1161 H. tarihli fermanda ise Mütevelli evladından en büyüğüne diğerlerinin müdahale ettikleri ve tetkik olunarak menedilmesi yazılıdır. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;6- Cemaziülahır 1186 tarihli beratta, Taşelinde vaki Fidi ve Karaağaç köylerinin vakıf tevliyetine bazı kimselerin müdahale ettikleri, tahkik edilerek önlenmesi yazılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7- 26 Cemazi ül-ahir 1186 H. tarihli beratta Fidi ve Karaağaç köylerinin vakıf malikanesi Ahi Nahcivanı zaviyesine ait olup, bu vakfın nısıf teyliyeti yevmı yarım akçe ile Seyyit Ali ve Seyyit Osman'da iken eshabı garazdan bazı kimselerin müdahale ettikleri yazılıdır.&lt;br /&gt;--------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(6) S.73.&lt;br /&gt;(7) Bu tarihten evvel vakıf arazi üzerinde Karaağaç köyü kurulduğu anlaşılıyor.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620699782109165059-7271228526665084688?l=e-vakifkitap.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://e-vakifkitap.blogspot.com/2009/05/ahi-ahmet-nahcivani-vakfiyesi_6953.html</link><author>noreply@blogger.com (Vakıfçı)</author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_QKfYxoQGJGY/ShVeKlLd_2I/AAAAAAAAAHE/BYcQipbBd2g/s72-c/vesika4.bmp' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-3620699782109165059.post-6221476273176255199</guid><pubDate>Thu, 21 May 2009 13:34:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-05-22T00:17:03.122-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Ahi Ahmet Nahcivani Vakfiyesi</category><title>AHİ AHMET NAHCİVANİ VAKFİYESİ</title><description>&lt;div align="center"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5338272180263314882" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 86px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_QKfYxoQGJGY/ShVaQ7rx5cI/AAAAAAAAAG8/4BB4FGLWl2I/s400/resim1.bmp" border="0" /&gt;7&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Resim 1. Ahi Ahmet Nahcivani Vakfiyesi&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8- 29 Cemazi ül-evvel 1249 H. tarihli berat, bu taraflarda vukua gelmiş bir zelzelenin tarihini tesbit bakımından önemlidir. Zelzelede evlerin yıkılmasıüzerine bu vakfın mütevellilerınden Mehmet oğulları İbrahim, Fethullah ve Feyzullah'ın yeniden berat istedikleri hakkındadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9- 22 Şaban 1250 H. tarihli beratta, bu kimselerin yeniden berat talep etmeleri Erbaa kadısına yazılmıştır. (8)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arşiv vesikalarında geçen ihtilaf ve müdahaleleri köyde dinlediğimiz şu enteresan vak'a ile tamamlıyacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vaktiyle bu hudutlar içinde Kavacık ve İzan köyleri kurulmuş, zamanla bu iki köy arasında sınır ihtilafı da yüz göstermiştir. Bu anlaşmamazlığın halli için köye kadı getiImiştir. Kadı hudutları mahallinde tesbit etmeye çalışırken Kavacık köyünün şahitleri göğüslerinin bir tarafına olmuş, diğer, tarafına ham bir meyve koymuşlardır. Bir bez parçasına da karınca yahut başka bir haşeret bağlıyarak kavuklarının arasına sokmuşlar, ayakkabılarının içine biraz Kavacık köyü toprağı koyup şahitliğe hazırlanmışlardır. Kadı ihtilaflı arazi üzerinde şahitleri dinlemeye başlayınca bunlar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ellerini göğüslerindeki meyvenin. birisi üzerine koyarak "işte olmuşu", sonra ham meyvenin üzerine koyarak da "işte olacağı; vebali varsa başımdaki cana, bastığım toprak Kavacık toprağıdır" diye yemin edince kadı arazinin Kavacık köyüne ait olduğuna hükmeylemişti. Diğer taraf kadının bu hükmüne razı olmamışlar, arada çıkan münakaşa ve kavga arasında kadı ölmüş cemiyet dağılmış anlaşamamazlık da böylece sona ermiştir. Kadı oraya dernolunmuş, hala kadı mezarı diye anılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Valfiyede adı geçen şahıslar&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vakfiye Selçuk devrine aittir. 690 H. yılında ve II. Mes'ud zamanında kaleme alınmıştır. II. Mes'ut 25 Rebi ül-evvel 680 tarihinde (9) Konya'da hükümdar olmuş bu birinci hükümdarlığı 689 yılına kadar devam etmiştir (10), Selçuk devletinin son ve Moğol mezalimi dolayısiyle acı günlerini yaşaınış olan bu hükümdarın adı vakfiyeye yazılmamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vakfiyede vakıf Şems üd-din Ahi Ahmet ile babası Nahcivanlı Doğanşah ve şahit olarak 10 zatın adı geçmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahi Ahmet'in elkabı vakfiyeye Uzun uzadıya yazıldığı halde babası adı yalnız Doğanşah olarak geçmiş, vazife ve mesleki yazılmamıştır. Mütevelli evlatları bir gelenek mahiyetinde olarak vakıfın babasının Eba müslim Horasani oğlu ve Abbasilerin Nahcivan valisi maaz (...) evladından olduğunu söylüyorlarsa da başka bilgi ve delillileri yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erbaa ve Niksar taraflarında yapılan incelemelerde rastlanan ve vakfiye tarihine yakın yıllarda yaşamış birkaç tane Doğanşah vardır. Fakat vakıfımızla alaka dereceleri anlaşılamıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erbaa'nın Fidi'ye yakın köylerinden Eksel köyü sıtma pınarı mevkiinde bulunan-&lt;br /&gt;--------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(8) Erbaa'nın. kaza merkezi olması da bu tarihe raslamaktadır. Zira bundan evvelki' ferman ve&lt;br /&gt;beratlarda hep Taş eli adı geçmekte idi.&lt;br /&gt;(9) Sultan Veled Divanı, matbu nüsha, s. 224.&lt;br /&gt;(10) Düvel-i Jslamiye, s. 2ı7.&lt;br /&gt;(11) Amasya Tarihi, cilt 2, s. 479.&lt;br /&gt;(12) Amasya Tarihi cilt 3, s. 26-27.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620699782109165059-6221476273176255199?l=e-vakifkitap.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://e-vakifkitap.blogspot.com/2009/05/ahi-ahmet-nahcivani-vakfiyesi_21.html</link><author>noreply@blogger.com (Vakıfçı)</author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_QKfYxoQGJGY/ShVaQ7rx5cI/AAAAAAAAAG8/4BB4FGLWl2I/s72-c/resim1.bmp' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-3620699782109165059.post-5784176858353832421</guid><pubDate>Thu, 21 May 2009 13:01:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-05-22T00:17:36.919-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Ahi Ahmet Nahcivani Vakfiyesi</category><title>AHİ AHMET NAHCİVANİ VAKFİYESİ</title><description>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_QKfYxoQGJGY/ShVYDA3SZ2I/AAAAAAAAAG0/MX6-XJe6-AA/s1600-h/vesika5.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5338269742112335714" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 65px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_QKfYxoQGJGY/ShVYDA3SZ2I/AAAAAAAAAG0/MX6-XJe6-AA/s320/vesika5.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_QKfYxoQGJGY/ShVXu7XQZdI/AAAAAAAAAGs/0JQ03vqfxIE/s1600-h/resim2.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5338269397038425554" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 241px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_QKfYxoQGJGY/ShVXu7XQZdI/AAAAAAAAAGs/0JQ03vqfxIE/s320/resim2.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;8&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;bir mezar taşında şu yazılar vardır. (vesika 5) Türkçesi "rahmetli, esirgenmiş, mübarek şehit, Doğanşah -Allah rahmet eylesin- 78ı yılı Zilhicce ayının ortasında (öldü)" demektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erbaa'nın Eksel kuyü Sıtma pınarı mevkiindeki kabir taşı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mezar taşındaki tarih 78ı olduğuna göre bu Doğanşah'ın daha sonra yaşamış başka bir zat olması kuvvetli ihtimallerdendir.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Amasya tarihinin anlatışına göre 720-747 H. yıllarında Niksar'da beylik yapan Sırac üd-din Doğanşah bey vardır Sirac üd-din Doğanşah zaman zaman Niksar'ı elde etmeye çalışan Tatar ümerası ile çarpışmış ve Timurtaş oğlu Şeyh Hasanla elbirliği yaparak 74ı de Amasya'yı da elde etmiştir. Bu Doğanşah'ın 747 tarihinde vefat ederek Niksar'a defnolunduğu ve aslen Kemahlı olduğu zikredilmektedir (ı3), Bunlardan başka bir de Turhal beyi ve meşhur Hacı Şadgeldi Paşa'nın amcası olan Şerefeddin Doğanşah vardır (14).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Niksarda ve Fidi köyünde iki zaviye açan ve onların masarifine kocaman bir köy vakfedebilen Şems üd-din Ahi Ahmet'in Niksar beyi Sırac üd-din Doğanşah veya Turhal beyi Şerefüddin Doğanşah gibi ümeradan bir zatm evladı olması muhtemel görünmekte ise de başka bir vesika bulununcaya kadar kat'i bir şey denilemiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vakıf Şems üd-din Ahi Ahmet'in mürüvvet ve fütüvvet sahibi bilhassa XIV. asırdaki içtimai hayatımızda ve memleket idaresinde büyük tesirleri görülen Ahilerden, aynı zamanda hayır sahibi olmakla beraber mutasavvifınden bir zat olduğu elkabmdan anlaşılmaktadır. Hal tercümesine dair başkaca bir malumatımız yoktur. İyi bir tesadüf eseri olarak ele geçen ve yukarıda yazılı kitabe ile ölüm tarihi tesbit olunmuştur. Şahitler arasmda meşhur Kazvinli Ömer'in oğlu olduğu yukarıda ihtimalle kaydolunan Ebulfazıl'dan başka tarihi bir şahıs tesbit edilememiştir.&lt;br /&gt;--------------------&lt;br /&gt;(13) Aynı eser, cilt 3, s. 28-30.&lt;br /&gt;(14) Aynı eser, cilt 3. s. 77.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;--------------------&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kaynak: M. Zeki Oral &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/37/741/9459.pdf"&gt;http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/37/741/9459.pdf&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620699782109165059-5784176858353832421?l=e-vakifkitap.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://e-vakifkitap.blogspot.com/2009/05/ahi-ahmet-nahcivani-vakfiyesi.html</link><author>noreply@blogger.com (Vakıfçı)</author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_QKfYxoQGJGY/ShVYDA3SZ2I/AAAAAAAAAG0/MX6-XJe6-AA/s72-c/vesika5.bmp' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-3620699782109165059.post-3064921620759750902</guid><pubDate>Mon, 09 Mar 2009 11:56:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-03-09T05:09:11.177-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Kayseri'de 1476 Tarihli Bir Vakfiye</category><title>KAYSERİ'DE 1476 TARİHLİ BİR VAKFİYE</title><description>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_QKfYxoQGJGY/SbUG2Sh1MvI/AAAAAAAAAGU/D9WWQf7tSfI/s1600-h/1476tarihli.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5311158865309807346" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 125px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_QKfYxoQGJGY/SbUG2Sh1MvI/AAAAAAAAAGU/D9WWQf7tSfI/s400/1476tarihli.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; 1&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KAYSERİ'DE 1476 TARİHLİ BİR VAKFİYE* &lt;div&gt;--------------------&lt;br /&gt;Bu vakfiye; İstanbul' da Başbakanlık Osmanlı Arşivi Vakfiyeler Kataloğu'nda 17 nolu dosya ve 32 nölu gömlek adı altında kayıtlı olup, Evail-i Ramazan 880 / Ocak 1476 tarihini taşımaktadır(1). Vakfiye'nin orjinal boyutu 30xlOO cm'dir. Rik'a-Nesih arası karma bir yazıyla kaleme alınan vakfiye, Arapça olup giriş kısmında vakıf yapılmasının ehemmiyetini bildiren ayet-i kerime ve hadis-i şerifler yer almıştır. Vakfedilen yerler zikredildikten sonra, vakıfın şartlarını ihtiva eden kısım kaydedilmiş, vakfiyenin sonunda da, bu vakfiyenin hazırlanması sırasında şahid olanların isimleri zikredilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı vakfiye, Ankara'da Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne bağlı Küıtür-Tescil Daire Başkanlığı Arşivi'nde de yer almaktadır(2). Bu vakfıyenin tarihi ise, herhangi bir açıklayıcı bilgi verilmeden vakfıyeyi tercüme edenler tarafından, Evail-i Ramazan 1080/23-30 Ocak 1670 olarak gösterilmiştir. Başbakanlık Arşivi'nde bulunan vakfiyenin muhteva olarak aynısı olmasına rağmen, vakfiyenin tarihinin bu şekilde belirtilmiş olmasının sebebi, muhtemelen Arapça olan vakfiyenin tarih kısmının yanlış okunmasından ileri gelmiş olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vakfiye'de zikredilen ayet-i kerime ve hadis-i şerifler, bu vakfiyenin mescid ya da camii yapımı ile ilgili olmadığını göstermektedir. Dolayısıyla Vakfiye'de belirtilen hususlardan, vakfiyenin bir "Evladlık Vakıf' niteliği taşıdığı anlaşılmaktadır. Vakfedilen yerlerle ilgili olarak, Tapu- Tahrir Defterleri ile yaptığımız karşılaştırmada, adı geçen yerlerin vakfedildiği belirtilmekle beraber, buraların nereye vakfedildikleri hususunda bir kayıt bulunmamaktadır.&lt;br /&gt;--------------------&lt;br /&gt;* Y. Doç. Dr. Mehmet İNBAŞI Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü, Erzurum.&lt;br /&gt;1 BA. Vakfiyeler Dosya No. i7 gömlek no. 32.&lt;br /&gt;2 VA. EvkafDeftcri 583, s. 2g1 sıra no. 214. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620699782109165059-3064921620759750902?l=e-vakifkitap.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://e-vakifkitap.blogspot.com/2009/03/kayseride-1476-tarihli-bir-vakfiye.html</link><author>noreply@blogger.com (Vakıfçı)</author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_QKfYxoQGJGY/SbUG2Sh1MvI/AAAAAAAAAGU/D9WWQf7tSfI/s72-c/1476tarihli.jpg' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-3620699782109165059.post-2392939198396309743</guid><pubDate>Mon, 09 Mar 2009 11:50:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-03-09T04:56:40.284-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Kayseri'de 1476 Tarihli Bir Vakfiye</category><title>KAYSERİ'DE 1476 TARİHLİ BİR VAKFİYE</title><description>&lt;div align="center"&gt;2&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Oıjinal bir vakfıye olması hasebiyle, vakfıyede zikredilen isimler ve vakfedilen yerler hakkında bilgi verildikten sonra, Arapça olan vakfıyenin tercümesini ve orijinalini de bu çalışmanın sonunda vermekle yetineceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vakfıyede ismi zikredilen "dedesi Tiic-ı Kızıl diye bilinen Kayserili Musa Beğ oğlu merhum Hızır Beğ oğlu Muzaffer Çelebi" kaydı, vakfın kim tarafından yapıldığını açıkça göstermektedir. Bu vakfıyenin Tâc-ı Kızıl (Altın Taç) olarak bilinen Esen Kutluğ'un torunlarından Muzaffer Çelebi'ye ait olduğu anlaşilmaktadır. Tiic-ı Kızıloğullarından Zahireddin Mahmud Çelebi'nin, Bünyan'da bir camii inşa ettirdiği bilinmekle beraber, bu vakfıyenin, Bünyan Ulu Camii'ne ait olduğunu gösteren herhangi bir kayıt olmadığı gibi, vakfıyede Zahireddin Mahmud ismine de rastlanmamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vakfıyede zikredilen isimler hakkında, elde edilen bilgiler aşağıda verilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tâc-ı Kızıl; vakfıyede "İbn-i Tiic-ı Kızıl diye bilinen Kayserili Musa Beğ oğlu merhum Hızır Beğ oğlu Muzaffer Çelebi" şeklinde bir kayıt bulunmaktadır(3), Bununla beraber vakfıyede ismi zikredilen Tâc-ı Kızıl'ın adını taşıyan Kayseri'de bir mahallenin(4) ve mescid'in(5) kayıtlı olduğu XVI. yüzyıla ait Tapu-Tahrir Defterleri'nden anlaşılmaktadır. Burada ismi zikredilen Tiic-ı Kızıl'ın kimliği hakkında kaynaklarda ve araştırma eserlerde bazı bilgiler bulunmaktadır. Buna göre; Tâc-ı Kızıl hakkında, Şemseddin Ahmed EI-Efliiki eı-Arifı'nin Meniikibü'ı-Arifın isimli eserinde; "Tâc-ı Kızıloğlu emirlerin kendisiyle övündüğü Zahireddin, bir zamanlar Konya 'ya egemen olmuştur. Hükümeti idare etmekte ve halka bakrnakta eşi yoktur." şeklinde bir kayıt vardır(6).&lt;br /&gt;--------------------&lt;br /&gt;3 BA. Vakfiyeler Dosya no. 17 gömlek no. 32.&lt;br /&gt;4 BA. MAD 20, vr. 8a-8b; BA. TO 387, s. 199.; Bu mahaııenin Yoğun Burç ilc Cıneıkh&lt;br /&gt;Camii arasında olduğu sanılmaktadır. ÇAYIRDAG, Mehmet; "Kayseri'de Vaktiyelere&lt;br /&gt;Göre XVI. Asırda Sosyal Hayat", Erciyes Yöresi i. Folklor, Halk Edebiyatı ve&lt;br /&gt;Etnoğrafya Sempozyurnu, Kayseri 199 i, s. 264.&lt;br /&gt;5 BA. TO 387, s. 221.&lt;br /&gt;6 Şemseddin Ahmed el-Eflaki eı-Ariti; Menakibül'l-Arifin. Ankara 1980 s. 988.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620699782109165059-2392939198396309743?l=e-vakifkitap.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://e-vakifkitap.blogspot.com/2009/03/2-ojinal-bir-vakfye-olmas-hasebiyle.html</link><author>noreply@blogger.com (Vakıfçı)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item></channel></rss>